Bir sanık hakkında hem Asliye Ceza Mahkemesi'nde TCK m. 179/3'ten (alkollü araç kullanma), hem de Ağır Ceza Mahkemesi'nde başka bir suçtan dava açılmıştır. Sanık her iki davadan da ayrı ayrı tutuklanmıştır. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki dosya için CMK m. 102/1'deki azami tutukluluk süresi (1.5 yıl) dolmuştur. Bu durumun, sanığın Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki dosyasından devam eden tutukluluğuna bir etkisi olur mu?
Hayır, bu durumun sanığın Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki dosyasından devam eden tutukluluğuna doğrudan bir etkisi olmaz. Sanık, Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki dosyadan 'tahliye' edilir, ancak Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki dosyadan tutukluluğu, o dosyanın kendi azami süresi (CMK m. 102/2) dolana kadar devam eder. Bu durumun hukuki gerekçesi, tutuklama tedbirinin 'dosya bazlı' ve 'suç isnadına özgü' bir tedbir olmasıdır. Her bir tutuklama kararı, kendi dosyasına konu olan suç isnadına ve o dosyada mevcut olan delillere ve tutuklama nedenlerine dayanır. Bu nedenle, her bir dosyanın tutukluluk süresi de birbirinden bağımsız olarak, kendi tabi olduğu kanun maddesine (Asliye Ceza için m. 102/1, Ağır Ceza için m. 102/2) göre işler. - Asliye Ceza Dosyası: Bu dosyada azami süre dolduğu için, mahkeme, artık tutuklama nedenleri devam etse bile, sanığı bu dosyadan tahliye etmek zorundadır. Bu, kanunun emredici bir hükmüdür. - Ağır Ceza Dosyası: Bu dosyada ise, tutuklama koşulları devam ettiği ve o dosyanın kendi azami süresi henüz dolmadığı sürece, sanığın tutukluluğu devam edecektir. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki dosyadan tahliye edilmiş olması, bu dosyadaki tutukluluğun sona ermesini gerektirmez. Bu durum, Anayasa Mahkemesi'nin 'Hamit Kaya' kararında belirtilen 'tek dosya' ilkesinden farklıdır. Orada, birden fazla suçun 'aynı dosya içinde' birleştiği durum ele alınmaktadır. Davalar birleştirilmediği sürece, her bir dosya kendi usuli rejimine ve sürelerine tabidir. Dolayısıyla, sanık bir dosyadan sürenin dolması nedeniyle tahliye olurken, diğerinden tutuklu kalmaya devam edebilir.