CMK m. 226/1, 'Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir halde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez' demektedir. Bu hüküm, ceza muhakemesinin hangi temel ilkesinin bir istisnasıdır ve bu istisnanın meşruiyeti hangi şarta bağlanmıştır?
Bu hüküm, ceza muhakemesinin temel ilkelerinden olan 'mahkemenin iddianame ile bağlı olmaması' veya diğer bir deyişle 'davasız yargılama olmaz (ne procedat judex ex officio)' ilkesinin bir uzantısı olan 'mahkemenin fiilin hukuki nitelendirmesiyle bağlı olmaması' ilkesinin uygulanışını düzenler ve bu ilkeye bir sınırlama/güvence getirir. Temel İlke: Ceza muhakemesinde mahkeme, iddianamede anlatılan 'fiil' ile bağlıdır, ancak savcının bu fiile yaptığı 'hukuki nitelendirme' ile bağlı değildir. Hakim, yargılama sonucunda, iddianamede anlatılan fiilin, savcının belirttiği suçtan (örneğin hırsızlık) daha farklı bir suçu (örneğin güveni kötüye kullanma) oluşturduğu kanaatine varabilir. Bu, hakimin hukuku re'sen uygulama görevinin bir sonucudur. İstisnanın Getirilişi ve Meşruiyet Şartı: İşte CMK m. 226, bu ilkenin sınırsız bir şekilde uygulanmasını engelleyen ve sanığın savunma hakkını koruyan bir düzenlemedir. Bu hüküm, mahkemenin nitelendirme serbestisinin bir istisnası değil, bu serbestiyi 'adil yargılanma hakkı' ile dengeleyen bir usul kuralıdır. Bu kural, mahkemenin fiili yeniden nitelendirmesini yasaklamaz, ancak bu yetkinin kullanılmasını çok önemli bir 'şarta' bağlar: Sanığa 'ek savunma hakkı' tanınması. Meşruiyet Şartı: Mahkemenin, sanığı iddianamede belirtilenden farklı veya daha ağır bir suçtan mahkum edebilmesinin meşruiyet şartı, CMK m. 226/1'de belirtildiği gibi, sanığa bu yeni hukuki nitelendirmeden 'haber verilmesi' ve bu yeni suçlamaya karşı 'savunmasını yapabilecek bir halde bulundurulması'dır. Sanık, ne ile suçlandığını bilmeden ve buna karşı savunma yapma imkanı bulamadan cezalandırılamaz. Dolayısıyla, CMK m. 226, mahkemenin hukuki nitelendirme serbestisi ile sanığın savunma hakkı arasında bir denge kurar. Mahkeme nitelendirmeyi değiştirebilir, ancak bunun bedeli, sanığa bu yeni duruma karşı kendini savunma imkanını tam olarak sağlamaktır. Bu şart yerine getirilmeden yapılan bir nitelik değişikliği ve buna dayalı mahkumiyet, savunma hakkının ihlali nedeniyle mutlak bir bozma nedenidir.