Bir sanık, 'hakaret' suçundan yargılanırken, mağdur ve vekili şikayetlerinden vazgeçme dilekçesi sunmuştur. Ancak mahkeme, bu dilekçeleri dikkate almadan yargılamaya devam ederek sanık hakkında HAGB kararı vermiştir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2016/7893 K. sayılı kararında, bu durumun neden 'ağır bir hukuka aykırılık' olduğu ve bu aykırılığın HAGB kararını nasıl etkilediği belirtilmiştir? Bu olayda mahkemenin TCK m. 73/4 ve CMK m. 223/8 uyarınca ne karar vermesi gerekirdi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #45688

Bu durum, Yargıtay tarafından 'ağır bir hukuka aykırılık' olarak nitelendirilmiştir çünkü mahkeme, davanın devamı için bir 'kovuşturma şartı' olan 'şikayet' unsurunu göz ardı etmiştir. Bu aykırılık, HAGB kararını temelden sakatlar. Hukuki Analiz: 1. Şikayet Bir Kovuşturma Şartıdır: Hakaret suçu (TCK m. 125), kural olarak takibi şikayete bağlı bir suçtur. Şikayet, bu tür suçlarda davanın açılabilmesi ve yürütülebilmesi için aranan bir 'muhakeme şartıdır'. 2. Şikayetten Vazgeçmenin Sonucu: TCK m. 73/4, 'Kovuşturma yapılması şikayete bağlı suçlarda, kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme, hüküm kesinleşinceye kadar mümkündür ve vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.' der. Mağdur şikayetinden vazgeçtiğinde, mahkemenin yapması gereken, sanığa bu vazgeçmeyi kabul edip etmediğini sormaktır. Eğer sanık da vazgeçmeyi kabul ederse, şikayet şartı ortadan kalkar. 3. Verilmesi Gereken Karar: Kovuşturma şartı olan şikayet ortadan kalktığında, mahkeme artık davanın esası hakkında bir karar (mahkumiyet, beraat, HAGB) veremez. CMK m. 223/8 uyarınca, 'Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hâllerinde, davanın düşmesine karar verilir.' Dolayısıyla, mahkemenin bu olayda vermesi gereken tek karar 'davanın düşmesi' kararıydı. 4. Hukuka Aykırılık ve HAGB'ye Etkisi: Mahkemenin, düşme kararı vermesi gereken bir davada yargılamaya devam ederek bir mahkumiyet hükmü kurması ve bu hukuka aykırı mahkumiyet hükmü üzerine HAGB kararı inşa etmesi, tüm süreci temelden sakatlar. HAGB kararı, hukuken geçerli bir mahkumiyet hükmüne dayanmalıdır. Oysa burada dayandığı mahkumiyet hükmü, kovuşturma şartı yokken kurulduğu için hukuka aykırıdır. Yargıtay 18. CD'nin kararında da belirtildiği gibi, bu 'ağır hukuka aykırılık', HAGB kararını da doğrudan etkiler ve kanun yararına bozma konusu yapılmasını haklı kılar. Çünkü sanık, düşmesi gereken bir davada, 5 yıl boyunca denetim altında tutulma gibi bir hukuki sonuçla karşı karşıya bırakılmıştır.