Bir sanık hakkında verilen tutuklama kararının gerekçesinde, sadece suçun CMK m. 100/3'te sayılan 'katalog suçlardan' olması gösterilmiştir. Bu gerekçe, AİHM'in Moldova/Buzadji kararı sonrası 'ilgili ve yeterli gerekçe' standardını karşılar mı? Katalog suç karinesinin, tutuklama tedbirinin 'kişiselleştirilmesi' ilkesiyle olan ilişkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #45686

Hayır, bu gerekçe tek başına AİHM'in Moldova/Buzadji kararı sonrası 'ilgili ve yeterli gerekçe' standardını karşılamaz. Buzadji kararı, ilk tutuklama kararında dahi, suçun niteliği veya kanuni tanımı gibi soyut nedenlere değil, şüphelinin kişisel durumuna ve somut olayın özelliklerine dayanan bireyselleştirilmiş gerekçeler sunulması gerektiğini ortaya koymuştur. Katalog suç karinesi, kanun koyucunun belirli suç tiplerinin ağırlığı ve niteliği gereği, bu suçları işlediği yönünde kuvvetli şüphe bulunan kişilerin kaçma veya delilleri karartma ihtimalinin daha yüksek olduğunu varsaymasına dayanır. Bu, bir 'kanuni varsayım'dır. Ancak bu varsayım, hakimi somut olaya özgü gerekçelendirme yükümlülüğünden kurtaran mutlak bir karine değildir. Bu durumun, tutuklama tedbirinin 'kişiselleştirilmesi' ilkesiyle ilişkisi şudur: Kişiselleştirme ilkesi, her türlü cezai yaptırım veya tedbirin, failin veya şüphelinin kişisel özellikleri, eyleminin niteliği ve somut olayın koşulları dikkate alınarak bireyselleştirilmesini gerektirir. Tutuklama da kişi özgürlüğünü kısıtlayan en ağır tedbir olduğu için, bu ilkeye tabidir. Sadece suçun 'katalog suç' olduğunu belirtmek, tedbiri kişiselleştirmekten uzak, soyut ve genel bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, o suçu işlediği iddia edilen herkesin aynı kaçma veya delil karartma riskine sahip olduğu gibi hatalı bir varsayıma dayanır. Oysa, aynı katalog suçu işlediği iddia edilen iki kişiden biri, sabit ikametgah sahibi, ailesi olan, tanınmış bir iş insanı iken; diğeri hiçbir adresi olmayan, yurtdışı bağlantıları bulunan ve tanıkları tehdit etme geçmişi olan biri olabilir. Kişiselleştirme ilkesi, hakimin bu iki şüphelinin durumunu ayrı ayrı değerlendirerek, kaçma veya delil karartma riskinin her biri için somut olarak neden var olduğunu açıklamasını gerektirir. Buzadji kararı sonrası 'ilgili ve yeterli gerekçe' standardı, hakimleri tam da bu kişiselleştirmeyi yapmaya zorlamaktadır. Hakim, suçun katalogda yer almasını bir emare olarak kullanabilir, ancak buna ek olarak, 'Bu şüpheli, şu somut nedenlerle (örneğin, yurtdışı bağlantıları, tanıklar üzerindeki nüfuzu vb.) kaçabilir veya delilleri karartabilir ve bu riskler adli kontrolle önlenemez' şeklinde, olaya ve kişiye özgü bir gerekçe sunmak zorundadır. Aksi takdirde, karar keyfi ve hukuka aykırı olacaktır.