Bir sanık hakkında verilen ve sadece adli para cezasını içeren bir hüküm, CMK m. 100/4 uyarınca tutuklama yasağı kapsamında mıdır? Bu yasağın istisnası olan 'vücut dokunulmazlığına karşı suçlar' ifadesi, hangi suçları kapsar ve bu suçlarda cezanın türü veya miktarı ne olursa olsun tutuklama kararı verilebilir mi?
Evet, sadece adli para cezasını içeren bir hüküm, CMK m. 100/4 uyarınca mutlak bir 'tutuklama yasağı' kapsamındadır. Bir suçun yaptırımı kanunda sadece adli para cezası olarak öngörülmüşse (örneğin, TCK m. 125/1'deki basit hakaret suçu gibi) veya mahkeme hapis cezasını adli para cezasına çevirmişse, bu suçtan dolayı şüpheli veya sanık hakkında, diğer tutuklama koşulları (kuvvetli şüphe, tutuklama nedeni) ne kadar mevcut olursa olsun, tutuklama kararı verilemez. Aynı yasak, hapis cezasının üst sınırı iki yılı geçmeyen suçlar için de geçerlidir (istisnalar hariç). Bu yasağın istisnası, CMK m. 100/4'te belirtilen 'vücut dokunulmazlığına karşı işlenen suçlar'dır. Bu ifade, Türk Ceza Kanunu'nun 'Kişilere Karşı Suçlar' kısmının 'Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar' başlıklı ikinci bölümünde (TCK m. 86-93) yer alan suçları kapsar. Bu suçların en yaygın örnekleri şunlardır: - Kasten Yaralama (TCK m. 86) - Taksirle Yaralama (TCK m. 89) Bu suçlar söz konusu olduğunda, kanunda öngörülen cezanın türü (hapis veya adli para cezası) veya miktarı (üst sınırının 2 yıldan az olması) ne olursa olsun, tutuklama yasağı uygulanmaz. Yani, bir 'taksirle yaralama' suçunda, kanundaki cezanın üst sınırı 2 yıldan az olsa veya mahkemenin sadece adli para cezası verme ihtimali bulunsa bile, eğer diğer tutuklama şartları (kuvvetli şüphe ve bir tutuklama nedeni) mevcutsa, mahkeme tutuklama kararı verebilir. Önemli bir not: Metinde 'taksirle öldürme' suçu da vücut dokunulmazlığına karşı suçlar arasında sayılmış ve tutuklama yasağı istisnası olarak gösterilmiştir. Taksirle öldürme (TCK m. 85) 'Hayata Karşı Suçlar' bölümünde yer alsa da, sonuçları itibarıyla vücut bütünlüğünü ortadan kaldırdığı ve kanun koyucunun bu istisnayla can ve beden bütünlüğüne yönelik suçları özel olarak korumak istediği anlaşıldığından, uygulamada bu suç için de tutuklama yasağının geçerli olmadığı kabul edilmektedir. Zaten cezasının üst sınırı da 2 yılı aştığı için yasak kapsamında değildir.