Bir sanık hakkında, hem Asliye Ceza Mahkemesi'nde hem de Ağır Ceza Mahkemesi'nde ayrı ayrı yürüyen iki dava bulunmaktadır. Sanık, her iki davadan da tutukludur. Bu durumda, sanığın toplam tutukluluk süresi nasıl hesaplanır? Bu durumu, 'tek bir dosya üzerinden yürüme' hali ile karşılaştırarak, CMK m. 102'nin uygulanmasındaki farklılığı açıklayınız.
Bu durumda, sanığın toplam tutukluluk süresi, her bir dava dosyası için 'ayrı ayrı' hesaplanır. Yani, Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki dava için CMK m. 102/1'de öngörülen azami süreler (1 yıl + 6 ay uzatma) işlerken, Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki dava için CMK m. 102/2'de öngörülen azami süreler (2 yıl + 3 yıl uzatma) ayrıca işleyecektir. Sanığın bir dosyadan tahliye olması, diğer dosyadan tutukluluğunun devam etmesine engel değildir. Bu durumun, 'tek bir dosya üzerinden yürüme' halinden temel farkı şudur: - Tek Dosya (Birleştirilmiş Davalar): Eğer bu iki dava, aralarındaki hukuki ve fiili bağlantı nedeniyle birleştirilseydi ve tek bir dosya üzerinden yürütülseydi, Anayasa Mahkemesi'nin Hamit Kaya kararında da belirtildiği gibi, tutukluluk süresi 'bütün dosya için tek bir süre' olarak ve 'en ağır suça göre' hesaplanırdı. Yani, birleştirilmiş dosyadaki en ağır suç Ağır Ceza Mahkemesi'nin görevine girdiği için, toplam tutukluluk süresi CMK m. 102/2'ye göre belirlenirdi. - Ayrı Dosyalar (Ayrı Yargılamalar): Davalar ayrı ayrı yürütüldüğünde ise, her bir dava kendi içinde bağımsız bir hukuki süreci ifade eder. Sanığın tutukluluğu, her bir dosyada o dosyaya konu olan suç isnadına dayanır. Bu nedenle, her bir dosyanın tutukluluk süresi de kendi kanuni rejimine (Asliye Ceza / Ağır Ceza) göre ve diğerinden bağımsız olarak hesaplanır. Bir dosyada azami süre dolsa bile, diğer dosyada süre dolmamışsa sanığın tutukluluğu o dosyadan devam eder. Bu ayrımın temel mantığı, tutuklama tedbirinin 'dosya bazında' ve 'o dosyaya konu suç isnadına bağlı olarak' uygulanmasıdır. Birleştirme kararı verilmediği sürece, her bir dava dosyası kendi azami tutukluluk süresi hesabına tabidir. Bu durum, özellikle birbiriyle bağlantılı suçlarda davaların birleştirilmesinin, sanığın toplam tutukluluk süresinin daha net ve öngörülebilir olması açısından önemini ortaya koymaktadır.