Bir sanık hakkında verilen tutukluluk kararının devamına ilişkin olarak, CMK m. 108 uyarınca 30'ar günlük periyotlarla yapılan tutukluluk incelemesi, Terörle Mücadele Kanunu (3713 sayılı Kanun) kapsamındaki suçlarda duruşmalı olarak yapılmaktadır. Bu duruşmalı incelemede, mahkeme sadece sanığı dinlemiş ancak müdafiine haber vermemiştir. Bu durum, savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #45667

Hayır, bu durum tek başına savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelmez. Metinde de belirtildiği gibi, 3713 sayılı Kanun kapsamındaki suçlarda yapılan periyodik tutukluluk incelemelerinde kanun, 'şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle' karar verileceğini belirtmektedir. Buradaki 'veya' bağlacı, seçimlik bir durumu ifade eder. Yani, mahkemenin şüpheli/sanık ile müdafiinden herhangi birini dinlemesi, yasal gerekliliği yerine getirmesi için yeterlidir. Bu düzenlemenin hukuki mantığı şudur: - Tutukluluk incelemesinin amacı, tutukluluk koşullarının devam edip etmediğini, yani kişi özgürlüğüne yönelik müdahalenin hala zorunlu olup olmadığını süratle denetlemektir. Bu inceleme, davanın esası hakkında bir yargılama değildir. - Sanığın bizzat dinlenmesi, mahkemenin onun tutukluluk koşullarına ilişkin beyanlarını, taleplerini ve durumunu ilk elden öğrenmesini sağlar. Sanık, bu duruşmada kendi durumunu anlatma ve salıverilmesini talep etme hakkını kullanmış olur. - Müdafiin amacı, sanığa hukuki yardımda bulunmaktır. Sanığın bizzat dinlendiği bir celsede, savunma hakkının asıl sahibi olan sanık zaten mahkeme önündedir. Mahkeme sanığı dinleyerek, savunma makamının görüşünü alma yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılır. Dolayısıyla, mahkeme tutukluluk incelemesinde sanığı bizzat dinlemişse, artık ayrıca müdafii dinlemesine veya ona haber vermesine gerek yoktur. Kanun, bu iki seçenekten birinin yerine getirilmesini yeterli saymıştır. Bu nedenle, sadece müdafiiye haber verilmemesi, bu özel usulde bir hukuka aykırılık veya savunma hakkının kısıtlanması teşkil etmez.