CMK m. 130/1, avukat bürolarının ancak mahkeme kararı ile ve 'kararda belirtilen olayla ilgili olarak' aranabileceğini düzenlemektedir. Bu 'olayla sınırlılık' ilkesi, arama sırasında tesadüfen başka bir suça ilişkin delil bulunması (CMK m. 138) durumunda nasıl uygulanır? Avukat bürosunda, arama kararına konu olmayan başka bir suça ait bir delil tesadüfen bulunursa, bu delile elkoyulabilir mi?
Bu soru, ceza muhakemesindeki iki önemli ilkenin, yani 'arama emrinin konuyla sınırlılığı' ile 'tesadüfen elde edilen deliller' kurumunun çatıştığı hassas bir noktayı oluşturmaktadır. Özellikle avukat büroları söz konusu olduğunda, bu çatışmanın yorumu 'savunma hakkının korunması' lehine daha katı yapılır. Genel Kural (CMK m. 138): Normal bir adli aramada, arama sırasında, arama kararında belirtilen suçla ilgisi olmayan ancak başka bir suçun işlendiği şüphesini uyandıran bir delil tesadüfen bulunursa, bu delil muhafaza altına alınır ve durum derhal Cumhuriyet savcısına bildirilir. Bu delil, yeni bir soruşturmanın başlangıcı olabilir. Avukat Bürosu Aramasındaki İstisnai Durum (CMK m. 130): Avukat bürolarının aranmasındaki 'kararda belirtilen olayla ilgili olarak' sınırlaması, CMK m. 138'deki genel kuralın uygulanmasını ciddi şekilde kısıtlayan özel bir hükümdür (lex specialis). Bu ilkenin temel amacı, avukat bürolarının 'genel bir delil avına' veya 'torba aramalara' maruz kalmasını önlemek, böylece avukat-müvekkil gizliliğini ve savunma dokunulmazlığını korumaktır. Bu çerçevede, avukat bürosunda arama kararına konu olmayan başka bir suça ait bir delil tesadüfen bulunursa, kural olarak bu delile elkoyulamaz. Çünkü arama yetkisi, sadece ve sadece mahkeme kararında açıkça belirtilen suç ve olayla sınırlıdır. Bu sınırın dışına çıkmak, aramanın amacını aşmak ve hukuka aykırı hale getirmek anlamına gelir. Örneğin, bir avukatın 'dolandırıcılık' suçuna iştirak ettiği iddiasıyla bürosunda arama yapılmasına karar verilmiş olsun. Arama sırasında, bu olayla hiçbir ilgisi olmayan, başka bir müvekkiline ait 'cinayet' suçuna ilişkin bir delil (örneğin bir mektup) bulunursa, bu delile elkoyulamaz. Çünkü arama kararı bu suçu kapsamamaktadır. Bu durumda kolluğun veya savcının yapabileceği tek şey, yeni bir suç şüphesi oluştuğunu bir tutanağa bağlayarak, bu yeni suç için ayrı bir soruşturma başlatmak ve eğer şartları varsa, bu yeni suça ilişkin olarak ayrıca ve yeniden bir arama kararı talep etmektir. Bu katı yorum, Avukatlık Kanunu m. 58 ile de desteklenir ve savunma hakkının, delil elde etme menfaatinden daha üstün tutulduğu istisnai bir durumu yansıtır.