4483 sayılı Kanun'un 2. maddesi, 'işkence' (TCK m. 94-95) ve 'zor kullanma yetkisinde sınırın aşılması' (TCK m. 256) suçlarının, memurlar tarafından görevleri sebebiyle işlense dahi, soruşturma izni prosedürü dışında tutulacağını ve genel hükümlere göre soruşturulacağını belirtmektedir. Bu istisnanın getirilmesinin temel anayasal ve uluslararası hukuk gerekçeleri nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #45661

İşkence ve zor kullanma yetkisinde sınırın aşılması suçlarının 4483 sayılı Kanun'daki izin prosedürünün dışında tutulmasının temel anayasal ve uluslararası hukuk gerekçeleri, bu fiillerin niteliği ve devletin 'etkili soruşturma yükümlülüğü' ile ilgilidir. 1. İşkence Yasağının Mutlak Niteliği: İşkence, eziyet ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı, Anayasa'nın 17. maddesi ve AİHS'nin 3. maddesinde düzenlenmiştir. Bu yasak, savaş veya en ağır kamu tehlikesi durumlarında dahi askıya alınamayan, hiçbir istisnası olmayan 'mutlak' bir haktır. Bu tür fiillerin, idari bir izin mekanizmasının arkasına sığınılarak cezasız kalma riskine sokulması, bu yasağın mutlak niteliğiyle bağdaşmaz. 2. Devletin Etkili Soruşturma Yükümlülüğü: AİHM içtihatlarına göre, devletin işkence ve kötü muamele iddiaları karşısında 'etkili, süratli ve bağımsız' bir soruşturma yürütme pozitif yükümlülüğü vardır. Soruşturma izni prosedürü, soruşturmanın idari bir makamın (failin meslektaşları veya amirleri olabilecek) iznine bağlanması nedeniyle 'bağımsızlık' ve olası gecikmelere yol açması nedeniyle 'süratlilik' ilkelerini zedeleme potansiyeli taşır. Bu suçların doğrudan Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturulması, etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmesi için bir güvencedir. 3. Cezasızlıkla Mücadele: İşkence gibi ağır insan hakkı ihlallerinin cezasız kalması, hukuk devletine ve adalete olan güveni temelden sarsar. İdari izin mekanizmasının, bu tür suçları işleyen kamu görevlileri için bir 'cezasızlık zırhı'na dönüşmesini önlemek amacıyla, kanun koyucu bu suçları özel olarak istisna tutmuştur. 4. Delillerin Korunması: Bu tür suçlarda deliller (tıbbi bulgular, tanık ifadeleri vb.) hızla kaybolabilir. İzin sürecinin beklenmesi, delillerin karartılmasına veya yok olmasına neden olabilir. Savcılığın derhal harekete geçmesi, delillerin zamanında toplanabilmesi açısından hayati önem taşır. Bu nedenlerle, insan onuruna yönelik en ağır saldırılar olan bu suçlar, memurlar için bir güvence olan izin prosedürünün dışında bırakılarak, adaletin hızlı ve etkin bir şekilde tecelli etmesi amaçlanmıştır.