5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 116. maddesinde yapılan değişiklikle, adli arama için aranan şüphe standardı 'makul şüphe'den 'somut delillere dayalı kuvvetli şüphe'ye yükseltilmiştir. 'Arama-elkoyma-genisletilmis' metninde bu değişikliğe yöneltilen eleştirinin temelinde yatan, arama tedbirinin 'delil toplama' fonksiyonu ile olan çelişkisi nedir?
Metinde bu değişikliğe yöneltilen eleştirinin temelindeki çelişki, arama tedbirinin doğası ve fonksiyonu ile ilgilidir. Arama, ceza muhakemesinde bir 'delil toplama' aracıdır. Henüz delillerin tam olarak elde edilemediği, suçun ve failin tam olarak aydınlatılamadığı bir aşamada, tam da bu delillere ulaşmak veya faili yakalamak amacıyla başvurulan bir koruma tedbiridir. CMK m. 116'da aranan yeni standart olan 'somut delillere dayalı kuvvetli şüphe', neredeyse bir sanığın mahkumiyeti için aranan şüphe derecesine (yeterli şüpheyi aşan) yaklaşan çok ağır bir standarttır. Metindeki eleştiriye göre bu durum, bir 'kısır döngü' veya 'paradoks' yaratmaktadır: 1. Eğer bir suçla ilgili 'somut delillere dayalı kuvvetli şüphe' zaten mevcutsa, yani elde somut deliller (tanık ifadesi, kamera kaydı, parmak izi vb.) varsa, arama yapmanın bir anlamı kalmayabilir. Çünkü bu kadar güçlü delillerle zaten şüpheli hakkında gözaltı, hatta tutuklama gibi daha ileri tedbirlere başvurulabilir. 2. Arama tedbirinin asıl amacı, tam da bu 'somut delillere' ulaşmaktır. Kanun, delili bulmak için yapılacak aramanın şartı olarak, aranan delilin veya benzeri bir somut delilin zaten var olmasını istemektedir. Bu, 'anahtarı bulmak için yapılacak aramanın şartı, anahtarın zaten cepte olmasıdır' demek gibi bir çelişki yaratır. Bu nedenle metin, bu değişikliğin arama tedbirini işlevsiz hale getirme riski taşıdığını, kamu yararı ile birey hakları arasındaki dengeyi suçla mücadele aleyhine bozduğunu ve 'makul şüphe' veya 'yeterli şüphe' gibi standartların arama tedbirinin doğasına daha uygun olduğunu savunmaktadır. Eleştiriye göre bu ağır şart, uygulamada ya arama tedbirinden vazgeçilmesine ya da kanuna karşı hile yapılarak soyut gerekçelerle arama kararları alınmasına yol açmaktadır ki her iki durum da ceza adalet sistemi için sorunludur.