Bir trafik kazasında, 203 promil alkollü olduğu tespit edilen bir motosiklet sürücüsü, bir yayanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına neden olmuştur. Mağdur şikayetinden vazgeçmiştir. Yargıtay 12. CD'nin 2014/10539 sayılı kararında, mahkemenin taksirle yaralama suçundan 'düşme' kararı vermesi neden 'yanlış değerlendirme' olarak nitelendirilmiş ve mahkemenin ne yapması gerektiği belirtilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #45658

Yargıtay 12. CD'nin kararında, mahkemenin verdiği düşme kararının 'yanlış değerlendirme' olarak nitelendirilmesinin temel nedeni, mahkemenin iki önemli hukuki kurumu gözden kaçırmasıdır: 'bilinçli taksir' ve 'suçların içtimaı'. 1. Bilinçli Taksir ve Şikayet Şartı: TCK m. 89/1'deki basit yaralama suçu kural olarak şikayete tabidir. Ancak, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, 1.00 promilin (100 promil) üzerindeki alkol oranıyla kazaya neden olmak, 'bilinçli taksir' (TCK m. 22/3) olarak kabul edilir. TCK m. 89/5 ise, taksirle yaralama suçunun 'bilinçli taksirle' işlenmesi halinde şikayet aranmayacağını açıkça düzenler. Olayda sanık 203 promil alkollüdür, bu nedenle fiilini bilinçli taksirle işlemiştir ve yaralama suçu şikayete tabi değildir. Dolayısıyla, mağdurun şikayetinden vazgeçmesinin hukuki bir sonucu yoktur ve mahkemenin bu vazgeçmeye dayanarak 'düşme' kararı vermesi hatalıdır. 2. Suçların İçtimaı ve Yapılması Gereken: Sanığın fiili, hem 'bilinçli taksirle yaralama' (zarar suçu) hem de 'trafik güvenliğini tehlikeye sokma' (tehlike suçu) suçlarını oluşturmaktadır. 'Zarar suçu oluştuğunda tehlike suçundan ceza verilmez' ilkesi gereği, failin sadece daha ağır olan bilinçli taksirle yaralama suçundan cezalandırılması gerekirdi. Ancak mahkeme, yaralama suçunun şikayete tabi olmadığını gözden kaçırarak bu suçtan hatalı bir şekilde düşme kararı vermiştir. Bu durumda, ortada sadece resen takip edilen TCK m. 179 kalmıştır. Yargıtay'ın kararında belirttiği ve mahkemenin yapması gereken şuydu: Taksirle yaralama suçundan düşme kararı vermek yerine, bu suçun bilinçli taksirle işlendiğini ve şikayete tabi olmadığını tespit ederek yargılamaya devam etmeli ve sanığı 'bilinçli taksirle yaralama' suçundan mahkum etmeliydi. Ancak mahkeme bu hatayı yaptığına göre, en azından sanık hakkında CMK m. 226 uyarınca TCK m. 179/3'ten ek savunma hakkı tanıyarak, unsurları sabit olan trafik güvenliğini tehlikeye atma suçundan mahkumiyet kararı vermesi gerekirdi. Her iki yolu da izlemeyip sadece düşme kararı vermesi, hem suçun cezasız kalmasına yol açmış hem de usul kurallarını yanlış uygulamış olması nedeniyle 'yanlış değerlendirme' olarak kabul edilmiştir.