Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2013/18197 sayılı kararında, 74 promil alkollü olduğu tespit edilen, herhangi bir kazaya karışmayan ve trafik kuralı ihlali yapmayan sanık hakkında TCK m. 179/3'ten verilen mahkumiyet kararı bozulmuştur. Bu kararı, 'somut tehlike suçu' ve 'emniyetli sürüş yeteneğinin kaybedilmesi' unsurlarının ispatı açısından analiz ediniz. Kolluk tarafından düzenlenen 'Alkollü Araç Kullanan Sürücü Gözlem Tutanağı'nın bu tür davalardaki delil değeri nedir?
Yargıtay 12. CD'nin bu kararı, TCK m. 179/3'ün unsurlarının oluşumu için alkol promil miktarının tek başına her zaman yeterli olmadığını, suçun 'somut tehlike' niteliğinin her olayda ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini gösteren tipik bir örnektir. Analiz şu şekildedir: 1. 'Emniyetli Sürüş Yeteneğinin Kaybedilmesi' Unsurunun İspatı: Sanığın alkol oranı (74 promil), 1.00 promil olan kanuni karinenin altındadır. Bu durumda, sanığın alkol nedeniyle 'emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde' olduğunun harici delillerle ispatı gerekir. Karara konu olayda, bu ispat yapılamamıştır. Aksine, deliller sanığın lehinedir. 2. 'Somut Tehlike Suçu' Unsurunun Gerçekleşmemesi: Suçun oluşması için failin eyleminin başkalarının can veya mal güvenliği için somut bir tehlike yaratması gerekir. Olayda sanık, herhangi bir kazaya karışmamış ve gözlemlenebilir bir trafik kuralı ihlali (zikzak çizme, hız aşımı vb.) yapmamıştır. Dolayısıyla, sürüşünün somut bir tehlike oluşturduğuna dair bir delil yoktur. Sadece alkollü olması, soyut bir tehlike olarak kabul edilse de, bu durum TCK m. 179/3'ün aradığı 'somut tehlike' şartını karşılamaz. 3. 'Gözlem Tutanağı'nın Delil Değeri: Kolluk tarafından düzenlenen 'Alkollü Araç Kullanan Sürücü Gözlem Tutanağı' ve doktor raporu, bu tür davalarda kritik bir delil niteliğindedir. Kararda da bu delillere dayanılmıştır. Tutanakta ve raporda, sanığın 'bilinç, oryantasyon ve kooperasyon düzeyinin tama yakın olduğu, motor fonksiyonlarının normal olduğu' gibi tespitlere yer verilmesi, sanığın alkole rağmen emniyetli sürüş yeteneğini kaybetmediğine dair güçlü bir kanıt oluşturmuştur. Eğer bu tutanakta, sanığın konuşmasının peltek olduğu, ayakta durmakta zorlandığı, tutarsız davrandığı gibi gözlemlere yer verilseydi, promil düşük olsa bile suçun unsurlarının oluştuğu kabul edilebilirdi. Sonuç olarak Yargıtay, promil miktarının tek başına belirleyici olmadığını, emniyetli sürüş yeteneğinin kaybedildiğini ve somut bir tehlikenin varlığını gösteren harici deliller (sürüş şekli, kaza, tutanaktaki gözlemler) bulunmadığı için suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle mahkumiyet kararını bozmuştur.