CMK m. 309/4-c, kanun yararına bozma nedeninin, 'davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere (örneğin beraat) ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez' demektedir. Bir beraat kararının, delillerin yanlış değerlendirilmesi değil de, suçun unsurlarının yanlış yorumlanması gibi bariz bir 'hukuka aykırılık' nedeniyle kanun yararına bozulması durumunda, bu hükmün pratik sonucu ne olur? Bu bozma kararının amacı nedir?
Bu durumda, Yargıtay'ın ilgili ceza dairesi, beraat hükmünü 'kanun yararına bozar', ancak bu bozma sadece hukuki bir tespit niteliğinde kalır. Sanık hakkındaki beraat kararı fiilen geçerliliğini korur, sanık yeniden yargılanmaz ve hakkında mahkumiyet hükmü kurulamaz. Bu hükmün pratik sonucu ve amacı şunlardır: 1. Kesin Hükmün Korunması ve Sanığın Aleyhine Sonuç Yasağı: Sanık, bir mahkeme kararıyla aklanmış ve bu karar kesinleşmiştir. Kesin hükmün sanık lehine olan sonuçlarının, olağanüstü bir kanun yoluyla aleyhe çevrilmesi, 'ne bis in idem' (aynı fiilden dolayı iki kez yargılanmama) ilkesi ve hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmaz. CMK m. 309/4-c, bu temel ilkeyi korumaktadır. Bozma, sanığın hukuki durumunu aleyhine değiştirmez. 2. İçtihat Birliğinin Sağlanması: Bozma kararının temel amacı, bireysel olarak o sanığı cezalandırmak değil, ilk derece mahkemesinin veya BAM'ın yaptığı bariz 'hukuki hatayı' tespit ederek, bu hatanın başka mahkemeler tarafından tekrarlanmasını önlemektir. Yargıtay, suçun unsurlarının nasıl yorumlanması gerektiğine dair doğru hukuki prensibi ortaya koyar. Bu karar, Resmi Gazete'de yayımlanarak tüm yargı birimleri için yol gösterici bir içtihat haline gelir. Örneğin, bir mahkeme, TCK'daki bir suçun manevi unsurunu yanlış yorumlayarak, aslında kasıtlı olan bir fiili taksirli kabul edip sanık hakkında beraat kararı vermiş olabilir. Adalet Bakanlığı'nın başvurusu üzerine Yargıtay, bu hukuki yorumun yanlış olduğunu tespit ederek kararı kanun yararına bozar. Ancak beraat etmiş olan sanık, bu bozmadan etkilenmez. Fakat bundan sonraki davalarda, diğer mahkemeler Yargıtay'ın bu yorumuna uymak durumunda kalacaktır. Sonuç olarak, bu tür bir bozma, bireye yönelik değil, sisteme yönelik bir düzeltme işlevi görür; hukukun doğru uygulanmasını ve ülke genelinde uygulama birliğini temin eder.