Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/226 E. sayılı kararında, işverenin sorumluluğunun 'objektifleştirilen kusur sorumluluğu' olduğu ve kusursuz sorumluluğa yaklaştığı belirtilmektedir. Bu iki sorumluluk türü arasındaki temel fark nedir? 'Objektifleştirilmiş kusur' kavramının, işverenin 'bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı' önlemleri alma yükümlülüğüyle ilişkisini açıklayınız.
Kusur sorumluluğu ile kusursuz sorumluluk arasındaki temel fark, sorumluluğun doğması için 'kusur' unsurunun aranıp aranmamasıdır. - Kusur Sorumluluğu: Sorumluluğun doğması için, zarar veren kişinin hukuka aykırı fiili işlerken 'kusurlu' (kasıtlı veya taksirli) olması gerekir. Kusur yoksa, sorumluluk da yoktur. (Örn: 6098 s. TBK m. 49 - Haksız fiil sorumluluğu) - Kusursuz Sorumluluk (Objektif Sorumluluk): Sorumluluğun doğması için zarar verenin kusurlu olup olmadığına bakılmaz. Kanunun belirlediği belirli riskli durumları yaratan kişinin, bu riskin gerçekleşmesiyle ortaya çıkan zarardan, kusuru olmasa dahi sorumlu tutulmasıdır. (Örn: TBK m. 66 - Adam çalıştıranın sorumluluğu, TBK m. 67 - Hayvan bulunduranın sorumluluğu) 'Objektifleştirilmiş Kusur' Kavramı: İşverenin iş kazalarından doğan sorumluluğu, teoride bir 'kusur sorumluluğu'dur. Ancak 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve Yargıtay içtihatları, bu kusurun içeriğini o kadar genişletmiş ve standartlarını o kadar yükseltmiştir ki, pratikte 'kusursuz sorumluluğa' çok yaklaşmıştır. İşte bu duruma 'objektifleştirilmiş kusur' denir. Bu kavram, işverenin kusurlu olup olmadığının, onun kişisel bilgisine, çabasına veya niyetine göre (sübjektif olarak) değil, kanunların, yönetmeliklerin ve bilimin o anki seviyesinin gerektirdiği tüm önlemleri alıp almadığına göre (objektif olarak) belirlenmesidir. 'Bilimsel ve Teknolojik Gelişmeler' ile İlişkisi: Bu ilişki, objektifleştirilmiş kusurun en önemli unsurudur. HGK kararında da belirtildiği gibi, işverenin yükümlülüğü, sadece mevzuatta açıkça yazan önlemleri almakla sınırlı değildir. İşveren, mevzuatta henüz yer almasa bile, 'bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı', bilimin ve tekniğin en yeni verilerine göre alınması mümkün olan her türlü önlemi almakla yükümlüdür. Örneğin, piyasaya yeni çıkmış daha güvenli bir makine veya koruyucu ekipman varsa, işveren 'bu mevzuatta yazmıyor' diyerek sorumluluktan kurtulamaz. Bu yeni teknolojiyi bilmek ve uygulamak, onun 'objektif özen yükümlülüğü'nün bir parçasıdır. Bu nedenle, neredeyse öngörülebilir her türlü riske karşı önlem almadıkça işverenin 'kusursuz' sayılması imkansız hale gelmektedir, bu da sorumluluğu 'kusursuz sorumluluğa' yaklaştırmaktadır.