Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın olağanüstü itiraz yetkisini düzenleyen CMK m. 308 ile Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma talebini düzenleyen CMK m. 309 arasında, 'sanık lehine' yapılacak başvurular açısından bir süre farkı var mıdır? Her iki kanun yolunun 'aleyhe sonuç doğurmama' kuralı açısından farklılıklarını, Yargıtay CGK'nın 2011/28 ve 2018/389 sayılı kararlarındaki ilkeler ışığında karşılaştırınız.
Evet, sanık lehine yapılacak başvurular açısından iki kanun yolu arasında önemli bir süre farkı bulunmaktadır. - Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtirazı (CMK m. 308): Bu yolda, Yargıtay Ceza Daireleri kararlarına karşı, kararın Başsavcılığa tebliğinden itibaren 30 gün içinde itiraz edilebilir. Ancak madde açıkça 'sanığın lehine itirazda süre aranmaz' hükmünü getirmiştir. Dolayısıyla, sanık lehine bir hukuka aykırılık tespit edildiğinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı yıllar sonra bile bu yola başvurabilir. - Kanun Yararına Bozma (CMK m. 309): Bu kanun yolunda ise, sanık lehine veya aleyhine başvuru için herhangi bir ayrım yapılmamış ve bir süre sınırı öngörülmemiştir. Dolayısıyla, Adalet Bakanlığı'nın başvurusu süreye tabi değildir. 'Aleyhe Sonuç Doğurmama' Kuralı Açısından Farklılıklar: Bu konuda iki kanun yolu arasında temel bir ayrım vardır: - CMK m. 308 (Başsavcılık İtirazı): Bu kanun yolunda, sanık aleyhine sonuç doğuracak şekilde itirazda bulunulabilir ve Ceza Genel Kurulu bu itirazı kabul ederek sanık aleyhine bir karar verebilir. Örneğin, beraat kararının bozulup mahkumiyete hükmedilmesini veya cezanın artırılmasını talep eden bir itiraz kabul edilebilir. Kanunda aleyhe sonuç doğurmama yasağı yoktur. - CMK m. 309 (Kanun Yararına Bozma): Bu kanun yolu, sanık aleyhine sonuç doğurması açısından daha sınırlıdır. YCGK'nın yerleşik içtihatlarında (örn: 2018/389 K.) belirtildiği gibi, sanık aleyhine kanun yararına bozma yoluna başvurulabilmesi mümkün olmakla birlikte, bu durumda Yargıtay, hukuka aykırılığı tespit eder ancak karar 'aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere' bozulur. Yani, sanığın mevcut cezai durumu aleyhine ağırlaştırılamaz. Bozma kararı, sadece içtihat birliğini sağlamaya ve gelecekteki benzer hataları önlemeye hizmet eder. Bunun tek istisnası, CMK m. 309/4-d'de düzenlenen ve hükümlünün cezasının kaldırılmasını veya daha hafif bir ceza verilmesini gerektiren durumlardır ki bu zaten lehe bir sonuçtur. Sonuç olarak, sanık lehine başvuruda CMK m. 308 süreye tabi değilken, her iki yol da süresizdir. Ancak aleyhe sonuç doğurma açısından CMK m. 308 aleyhe sonuç doğurabilirken, CMK m. 309 aleyhe sonuç doğuracak şekilde uygulanamaz.