Bir Cumhuriyet savcısı, CMK m. 216/1'deki sıraya aykırı olarak, sanık ve müdafiinin esasa ilişkin savunmasından sonra söz alarak beyanda bulunmuştur. Bu durumun 'silahların eşitliği' ilkesi üzerindeki etkisini, özellikle savunma makamının 'iddianın bütününü görme ve cevap verme' hakkı açısından analiz ediniz.
Bu durum, adil yargılanma hakkının temel taşlarından olan 'silahların eşitliği' ilkesini doğrudan ve ağır bir şekilde ihlal eder. Silahların eşitliği ilkesi, iddia ve savunma makamlarının yargılama sürecinde usuli haklar ve imkanlar bakımından denk bir konumda olmasını, taraflardan birine diğerine nazaran dezavantajlı bir duruma düşürecek bir uygulama yapılmamasını gerektirir. CMK m. 216/1'deki sıra, bu ilkeyi hayata geçirmek için tasarlanmıştır. Savunma makamına (sanık ve müdafii) en son söz hakkının tanınmasının temel nedeni, savunmanın, iddia makamının ortaya koyduğu tüm delilleri, argümanları ve en nihayetinde esas hakkındaki mütalaasını, yani 'iddianın bütününü' gördükten sonra bunlara karşı kapsamlı bir cevap verme ve kendi antitezini sunma hakkına sahip olmasıdır. Cumhuriyet savcısının, sanık ve müdafiinin savunmasından sonra tekrar söz alarak beyanda bulunması, bu dengeyi şu şekillerde bozar: 1. Savunmanın Cevap Hakkını Ortadan Kaldırır: Savcı, savunmanın argümanlarına karşı yeni iddialar veya yorumlar getirebilir. Savunma makamının, bu sonradan ortaya atılan iddialara karşı cevap verme imkanı kalmaz. Duruşma, iddia makamının son sözü söylediği bir şekilde biter ki bu, çelişmeli yargılama ilkesine temelden aykırıdır. 2. Mahkemenin Kanaatini Haksız Yere Etkiler: Mahkeme, kararını vermeden önce en son iddia makamının beyanlarını duymuş olur. Savunmanın bu son iddiaları çürütme fırsatı bulamaması, mahkemenin kanaatinin iddia lehine haksız bir şekilde şekillenmesine yol açabilir. 3. Savunmayı Gaflete Düşürür: Savunma, esas hakkındaki mütalaaya göre savunmasını hazırlar. Ancak savcının sonradan ek bir beyanda bulunması, savunmanın hazırlıklı olmadığı yeni bir durum yaratır ve etkili savunma yapma imkanını kısıtlar. Bu nedenlerle, CMK m. 216/1'deki sıraya uyulmaması, sadece şekli bir usul hatası değil, silahların eşitliği ve savunma hakkının özünü zedeleyen, bu nedenle de Yargıtay tarafından mutlak bozma nedeni sayılan ağır bir hukuka aykırılıktır.