Bir trafik kazası sonucu, 1.69 promil alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen 17 yaşındaki bir 'suça sürüklenen çocuk' hakkında, mahkeme TCK m. 179/2-3 uyarınca alt sınırdan ceza tayin etmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2021/5497 K. sayılı kararında bu durum neden 'eksik cezaya hükmolunması' olarak değerlendirilmiştir? Temel cezanın belirlenmesinde (TCK m. 61) dikkate alınması gereken hangi unsurlar göz ardı edilmiştir?
Yargıtay 12. CD'nin 2021/5497 K. sayılı kararında bu durumun 'eksik cezaya hükmolunması' olarak değerlendirilmesinin temel nedeni, cezanın bireyselleştirilmesi ilkesinin ve TCK m. 61'deki ölçütlerin göz ardı edilmesidir. TCK m. 3/1, 'suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur' diyerek orantılılık ilkesini getirmiştir. TCK m. 61 ise temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınacak unsurları saymıştır. Somut olayda göz ardı edilen unsurlar şunlardır: 1. Failin Kastının Yoğunluğu: 1.69 promil alkol, yasal sınır olan 1.00 promilin oldukça üzerindedir ve bu durum, sürücünün trafik güvenliğini tehlikeye sokma konusundaki kastının veya olası kastının yoğunluğunu gösterir. Sürücü, bu kadar yüksek alkol oranıyla trafiğe çıkarak tehlikeli sonucu büyük bir olasılıkla öngörmüş veya kabullenmiştir. Alt sınırdan ceza, bu kast yoğunluğunu yansıtmaz. 2. Meydana Gelen Tehlikenin Ağırlığı: Sadece alkollü araç kullanmakla kalmamış, aynı zamanda maddi hasarlı bir trafik kazasına da sebebiyet vermiştir. Bu durum, fiilin yarattığı tehlikenin soyut kalmadığını, somutlaştığını ve daha ağır olduğunu gösterir. TCK m. 61/1-d, 'suçun işleniş biçimi' ve m. 61/1-e 'meydana gelen tehlikenin ağırlığı'nı temel cezanın belirlenmesinde bir ölçüt olarak sayar. Mahkeme bu unsurları dikkate almamıştır. Cezanın bireyselleştirilmesi, her olayı kendi özgün koşulları içinde değerlendirerek, fiilin haksızlık içeriğiyle orantılı bir ceza verilmesini gerektirir. Olayda, hem suça sürüklenen çocuğun kastının yoğunluğu hem de yarattığı tehlikenin ağırlığı, cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak, hak ve nesafete uygun bir seviyeden belirlenmesini gerektirmekteydi. Mahkemenin alt sınırdan ceza vermesi, bu bireyselleştirme işlemini yapmadığını ve fiilin haksızlık içeriğini yeterince değerlendirmediğini gösterdiği için Yargıtay tarafından eleştirilmiştir (ancak aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır).