CMK m. 119/1, kolluk amirinin yazılı emri ile arama yapılabileceğini düzenlerken, 'Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir.' hükmünü getirmiştir. Bu düzenlemeye göre, gecikmesinde sakınca bulunan bir durumda dahi kolluk amirinin yazılı emriyle bir konutta arama yapılması mümkün müdür? Bu ayrımın altında yatan anayasal temel nedir?
Hayır, mümkün değildir. CMK m. 119/1'deki düzenleme, arama yapılacak yerin niteliğine göre bir yetki ayrımı yapmaktadır. Kolluk amirinin yazılı arama emri verme yetkisi, kişinin üstü, aracı gibi konut ve işyeri dışında kalan yerlerle sınırlıdır. 'Konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda' arama, daha yüksek bir koruma seviyesine tabidir ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde dahi, en azından bir 'Cumhuriyet savcısının yazılı emri' gerektirir. Kolluk amiri, savcıya ulaşılamadığı durumlarda dahi bu alanlarda kendi emriyle arama yapamaz. Bu ayrımın altında yatan anayasal temel, Anayasa'nın 21. maddesinde güvence altına alınan 'konut dokunulmazlığı' hakkıdır. Anayasa, konutun, kişinin özel yaşamının en mahrem alanı olduğunu kabul ederek, bu alana yapılacak müdahaleler için daha sıkı güvenceler öngörmüştür. Kişinin üstü veya aracının aranması özel hayatın gizliliğine (Anayasa m. 20) bir müdahale iken, konutunun veya işyerinin aranması hem özel hayatın gizliliğine hem de daha özel olarak korunan konut dokunulmazlığına bir müdahaledir. Kanun koyucu, bu anayasal korumaya paralel olarak, mahremiyetin ve özel yaşamın kalesi sayılan bu alanlara yönelik müdahaleler için, adli bir makam olan Cumhuriyet savcısının veya en üst güvence olan hakim kararının varlığını zorunlu kılarak, kolluğun doğrudan müdahale yetkisini kısıtlamıştır. Bu, temel hak ve özgürlüklerin korunmasında kademeli bir güvence sisteminin varlığını gösterir.