Maden işçisinin işyerinde kalp krizi geçirerek vefat etmesi olayında, işveren tüm periyodik sağlık muayenelerini yaptırdığını ve işçinin ağır işte çalıştırılmadığını savunmaktadır. Davacılar ise işyeri hekiminin olay günü işyerinde bulunmadığını ve gözetim yükümlülüğünün ihlal edildiğini iddia etmektedir. Yargıtay HGK'nın 2023/226 E. sayılı kararındaki yaklaşım dikkate alındığında, işyeri hekiminin olay anında işyerinde bulunup bulunmamasının, işverenin kusur sorumluluğuna etkisi nedir?
İşyeri hekiminin olay anında işyerinde bulunup bulunmaması, işverenin kusur sorumluluğunu belirlemede önemli bir faktör olmakla birlikte, tek başına belirleyici değildir. Sorumluluğun tespiti için daha geniş bir çerçevede değerlendirme yapılması gerekir. Yargıtay HGK kararındaki genel yaklaşım da bu yöndedir. İşyeri Hekiminin Bulunmamasının Etkisi: İşyeri hekiminin, mevzuatta öngörülen sürelerde işyerinde bulunmaması, işverenin organizasyon yükümlülüğünü (6331 s. K. m. 4/1-a) ve sağlık gözetimi yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair önemli bir karinedir. Özellikle kalp krizi gibi acil müdahalenin hayati önem taşıdığı durumlarda, olay anında yetkin bir sağlık personelinin bulunmaması, zararın artmasına veya önlenememesine neden olmuş olabilir. Eğer olay anında işyeri hekimi bulunsaydı ve yapacağı doğru ve zamanında bir müdahale ile işçinin hayatının kurtulabileceği veya hayatta kalma şansının artacağı tıbben kabul edilebiliyorsa, hekimin yokluğu ile ölüm neticesi arasında 'uygun illiyet bağı' kurulabilir. Bu durumda, işveren bu organizasyon eksikliğinden dolayı kusurlu sayılır. Tek Başına Belirleyici Olmaması: Ancak, işyeri hekiminin yokluğu tek başına sorumluluk için yeterli değildir. Mahkemenin ayrıca şunları da araştırması gerekir: - Olayın Niteliği: Ölümün ani ve geri döndürülemez bir şekilde mi gerçekleştiği, yoksa müdahale ile sonuç alınabilecek bir durum mu olduğu kardiyolog bilirkişi tarafından değerlendirilmelidir. Eğer hekim olsa bile sonucun değişmeyeceği kesin olarak tespit edilirse, illiyet bağı kesilebilir. - Önleyici Tedbirler: İşverenin asıl kusuru, genellikle olayın meydana gelmesini önleyecek tedbirleri alıp almadığında yatar. HGK kararında da belirtildiği gibi, işçinin periyodik muayenelerinin yeterli derinlikte yapılıp yapılmadığı, risk değerlendirmesinin işçinin bünyesel özelliklerini dikkate alıp almadığı gibi önleyici tedbirlerdeki eksiklikler, olay anındaki müdahale eksikliğinden daha ağır bir kusur teşkil edebilir. Sonuç olarak, işyeri hekiminin olay anında işyerinde olmaması, işverenin gözetim borcunu ve organizasyon yükümlülüğünü ihlal ettiğini gösteren güçlü bir delildir ve kusur oranını artırır. Ancak nihai sorumluluk, bu durumun ölüm neticesi üzerindeki somut etkisi (illiyet bağı) ve işverenin diğer önleyici tedbirleri alıp almadığıyla birlikte değerlendirilerek tespit edilir.