Ehliyetsiz ve 0.63 promil alkollü olduğu tespit edilen bir sürücünün, karşı şeridi ihlal ederek kazaya sebebiyet verdiği olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu (K. 2019/585) neden TCK m. 179/2-3 kapsamında trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçunun unsurlarının oluşmadığına karar vermiştir? Bu karardaki 'kasıt' unsuru ve 'ehliyetsizliğin' tek başına suçun oluşumuna yetmemesi gerekçelerini hukuki olarak analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #45600

YCGK'nın K. 2019/585 sayılı kararında TCK m. 179/2-3'teki suçun oluşmamasının temelinde iki ana gerekçe yatmaktadır: 1. Kasıt Unsurunun Gerçekleşmemesi: TCK m. 179'da düzenlenen suç, kasıtlı bir suçtur. Failin, aracını başkalarının can ve mal güvenliği için tehlike oluşturacak şekilde bilerek ve isteyerek sürmesi gerekir. Olayda sürücünün 0.63 promil alkollü olması, tek başına 'emniyetli sürüş yeteneğini kaybettiği' sonucunu doğurmaz. Metinde de belirtildiği gibi, Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre (olay tarihi itibarıyla), 1.00 promilin altındaki alkol seviyelerinde, kişinin emniyetli sürüş yeteneğini kaybettiğinin harici delillerle (örn: olay yeri tutanakları, tanık beyanları, doktor raporu) ispatlanması gerekir. Dosyada bu yönde bir delil bulunmadığı gibi, sanığın 'gözüne güneş gelmesi' şeklindeki savunmasının aksini ispatlayacak bir kanıt da yoktur. Dolayısıyla, şeride tecavüz eyleminin kasten değil, taksirle (dikkatsizlik ve tedbirsizlik) gerçekleştiği kabul edilmiştir. Kasıt unsuru olmayınca, TCK m. 179 oluşmaz. 2. Ehliyetsizliğin Tek Başına Suç Teşkil Etmemesi: Sürücü belgesiz araç kullanmak, KTK uyarınca bir idari yaptırım (kabahat) gerektirir, ancak tek başına TCK m. 179'daki suçu oluşturmaz. Kararda da vurgulandığı gibi, ehliyetli birinin her zaman güvenli süreceği, ehliyetsiz birinin de mutlaka tehlikeli süreceği varsayılamaz. TCK m. 179 somut tehlike suçu olduğu için, ehliyetsiz araç kullanma eyleminin, fiili olarak başkalarının can ve mal güvenliği için somut bir tehlike yarattığının ispatı gerekir. Ehliyetsizlik, bu tehlikenin varlığını gösteren bir emare olabilir ama tek başına yeterli değildir. Olayda, tehlikenin kaynağı olarak görülen şerit ihlalinin taksirle yapıldığı kabul edildiğinden, ehliyetsizlik de suçun kasıt unsurunu tamamlamamıştır. Bu nedenlerle YCGK, sanığın eyleminin taksirle yaralama veya mala zarar verme kapsamında değerlendirilebileceğini ancak kasıtlı bir suç olan TCK m. 179'un unsurlarının oluşmadığını belirtmiştir.