Çok tehlikeli sınıfta yer alan bir maden ocağında çalışan işçinin, işyerinde geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etmesi olayı bir iş kazası mıdır? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/226 E., 2024/234 K. sayılı kararında belirtilen 'işverenin sağlık gözetimi yükümlülüğü' (6331 sayılı Kanun m. 15) bu olayın hukuki nitelendirmesinde ve kusur dağılımında nasıl bir rol oynar? Mahkemenin bu tür bir davada yapması gereken araştırmaları anılan HGK kararı doğrultusunda sıralayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #45599

5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen ve sigortalıyı bedence veya ruhça engelli hâle getiren olay iş kazasıdır. Kalp krizi gibi bünyesel (içsel) bir rahatsızlığın işyerinde meydana gelmesi, olayın iş kazası sayılması için yeterlidir. Olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi, illiyet (nedensellik) bağının değil, sadece olayın meydana geldiği yer ve zamanın işyeri ve çalışma süresiyle ilgili olmasıyla bağlantılıdır. Ancak işverenin tazminat sorumluluğu için, iş kazası ile işverenin hukuka aykırı eylemi (kusuru) arasında uygun illiyet bağının kurulması gerekir. İşte bu noktada, Yargıtay HGK'nın anılan kararında vurgulanan 'sağlık gözetimi yükümlülüğü' devreye girer. 6331 sayılı Kanun'un 15. maddesi ve ilgili yönetmelikler uyarınca işveren, çok tehlikeli sınıftaki işyerlerinde çalışan işçilerini en geç yılda bir periyodik sağlık muayenesinden geçirmekle yükümlüdür. İşverenin bu yükümlülüğü yerine getirmemesi veya eksik getirmesi, başlı başına bir kusur teşkil eder. Eğer yapılan periyodik muayenelerde işçinin kalp rahatsızlığı tespit edilebilir durumda idiyse ve işveren buna rağmen işçiyi yeraltı maden ocağı gibi ağır ve riskli bir işte çalıştırmaya devam ettiyse, ölüm ile işverenin bu ihmali arasında illiyet bağı kurulabilir ve işveren kusurlu sayılır. Anılan HGK kararına göre mahkemenin yapması gereken araştırmalar şunlardır: 1. İşçinin tüm tıbbi kayıtlarının celp edilmesi. 2. İşverenin, 6331 sayılı Kanun m. 15 ve ilgili yönetmeliklere uygun şekilde periyodik sağlık muayenelerini (özellikle kardiyolojik tetkikleri) yaptırıp yaptırmadığının tespiti. 3. İşçinin olay günü veya öncesinde bünyesini zorlayacak olağandışı bir işte çalıştırılıp çalıştırılmadığının veya strese maruz kalıp kalmadığının araştırılması. 4. Aralarında işyeri hekimi, iş sağlığı güvenliği uzmanı ve kardiyolog bulunan yeni bir bilirkişi heyetinden, bu bulgular ışığında 'kalp krizinde işyeri koşullarının etkili olup olmadığı', 'işverenin sağlık gözetim yükümlülüğünü ihlal edip etmediği' ve 'kusur oranları' hakkında ayrıntılı, gerekçeli bir rapor alınması. Bu araştırmalar yapılmadan, sadece ölümün bünyesel bir nedenden kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi hukuka aykırıdır.