Bir sanık hakkında, istinaf veya temyiz başvurusu süresinde yapılmadığı için usulden reddedilmiş ve karar bu şekilde kesinleşmiştir. Bu karar aleyhine, esasa ilişkin bir hukuka aykırılık bulunduğu iddiasıyla kanun yararına bozma (CMK m. 309) yoluna gidilebilir mi? Bu durumu, kanun yararına bozmanın 'istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen' karar veya hükümlere karşı gidilebileceği şartı açısından değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #45584

Evet, gidilebilir. CMK m. 309'un aradığı şart, kararın 'esastan' bir istinaf veya temyiz incelemesinden geçmemiş olmasıdır. Bir kanun yolu başvurusunun, süre aşımı, dilekçedeki eksiklik gibi 'usuli' nedenlerle reddedilmesi, kararın esasına girilerek bir hukuki denetim yapıldığı anlamına gelmez. Bu durumda, ilk derece mahkemesinin veya BAM'ın kararı, Yargıtay veya bir üst merci tarafından esastan incelenmemiş olur. Dolayısıyla, bu şekilde kesinleşen bir karar, CMK m. 309'un lafzı ve ruhu uyarınca 'istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen' bir karar niteliğindedir. Metinde de 'Yargıtay veya İstinaf Mahkemesinin daha önce esastan incelemediği, istinaf veya temyiz başvurusunun usulden reddedildiği kararlar aleyhine de kanun yararına bozma yoluna gidilebilir' ifadesiyle bu durum açıkça belirtilmiştir. Bu yorumun mantığı, kanun yararına bozma yolunun amacına dayanır. Bu yolun amacı, denetimden geçmemiş ve hukuka aykırılık barındıran kararların, ülke genelinde uygulama birliğini sağlamak ve hak kayıplarını önlemek amacıyla olağanüstü bir denetime tabi tutulmasıdır. Usulden ret kararı, kararın esasına ilişkin bir denetim içermediği için, bu kararın altında yatan potansiyel hukuka aykırılıklar denetimsiz kalmış olur. Kanun yararına bozma, tam da bu tür denetimsiz kalmış hukuka aykırılıkları gidermek için vardır. Dolayısıyla, usulden ret nedeniyle kesinleşen kararlar, kanun yararına bozma yoluna konu edilebilir.