Kolluk, bir ihbar üzerine durdurduğu aracın bagajını, sürücünün 'bakabilirsiniz' demesi üzerine açmış ve suç eşyası ele geçirmiştir. Danıştay'ın Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'ndeki 'ilgilinin rızası' ibaresini iptal kararı ve Yargıtay'ın 'suçüstü-hali' metninde yer alan kararları ışığında, bu 'rıza'nın hukuki geçerliliğini ve yapılan aramanın hukuka uygunluğunu tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #45578

Bu 'rıza' hukuken geçerli değildir ve yapılan arama hukuka aykırıdır. Gerekçeleri şunlardır: 1. Anayasal Güvencelerin Rızayla Aşılamaması: Anayasa m. 20, kişinin özel eşyasının aranmasını kural olarak 'hakim kararına', istisnai olarak da kanunla yetkili kılınmış merciin 'yazılı emrine' bağlamıştır. Bu, kişiyi devletin keyfi müdahalelerine karşı koruyan temel bir güvencedir. Kişinin bu anayasal güvenceden basit bir sözlü 'rıza' ile feragat etmesi, anayasal korumayı işlevsiz hale getirir. Danıştay 10. Dairesi'nin, Yönetmelikteki 'ilgilinin rızası' ibaresini iptal ederken kullandığı gerekçe de tam olarak budur: Rıza, anayasal güvencelerin yerine geçemez. 2. Özgür İrade Sorunu: Rızanın hukuken geçerli olabilmesi için, kişinin baskı altında kalmadan, özgür iradesiyle beyanda bulunması gerekir. Oysa durdurulan bir araçta, kamu gücünü ve otoritesini temsil eden kolluk görevlileri karşısında sıradan bir vatandaşın durumu eşit değildir. 'Suçüstü-hali' metninde ve Yargıtay'ın yerleşik kararlarında da vurgulandığı gibi, bu güç dengesizliği karşısında kişinin 'rıza göstermeme' veya 'direnme' gücü fiilen yoktur. Bu nedenle, bu tür bir 'rıza'nın özgür iradeye dayandığı kabul edilemez; daha çok, otoriteye boyun eğme olarak görülmelidir. 3. Hukuki Sonuç: Rıza geçerli olmadığı için, yapılan işlem usulsüz bir arama niteliğindedir. Çünkü ortada ne bir hakim kararı ne de savcı/kolluk amiri emri vardır. Hukuka aykırı bu arama sonucu elde edilen suç eşyası da 'hukuka aykırı delil'dir ve Anayasa m. 38/6 ile CMK m. 217/2 uyarınca yargılamada delil olarak kullanılamaz ve hükme esas alınamaz. Kolluğun yapması gereken, şüphe durumunda sürücünün rızasına güvenmek değil, derhal savcıya haber vererek arama emri talep etmekti.