5235 sayılı Kanun m. 35'te düzenlenen 'uyuşmazlığın giderilmesi' yoluna, temyiz kanun yoluna başvurma imkanı olup da bu hak kullanılmadığı için kesinleşen BAM kararları aleyhine başvurulabilir mi? Maddenin lafzındaki 'kesin nitelikteki kararlar' ibaresini, kanun yolunun amacı olan 'hukuki öngörülebilirliği sağlama' hedefi doğrultusunda yorumlayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #45567

Metinde bu konuda bir tartışmaya yer verilmiştir. Maddenin lafzında 'kesinleşen kararlar' yerine 'kesin nitelikteki kararlar' ibaresinin kullanılması, ilk bakışta sadece verildiği anda kesin olan, yani temyiz yolu kapalı olan kararların bu kapsama girdiği şeklinde dar bir yoruma yol açabilir. Bu yoruma göre, temyiz imkanı olup da süresinde başvurulmadığı için kesinleşen bir karar, 'kesin nitelikte' değil, 'kesinleşmiş' bir karar olduğu için bu yola konu edilemez. Ancak, metinde de savunulduğu gibi, bu dar yorum kanun yolunun getiriliş amacına aykırıdır. 5235 sayılı Kanun m. 35'in temel amacı, benzer olaylarda farklı BAM dairelerince verilen çelişkili kararlar nedeniyle ortaya çıkan 'içtihat farklılığını' gidererek 'hukuki belirlilik' ve 'öngörülebilirliği' sağlamaktır. İçtihat farklılığı, kararın temyize tabi olup olmamasından veya temyiz hakkının kullanılıp kullanılmamasından bağımsız olarak, kararın kendisinden kaynaklanır. Temyiz hakkı kullanılmadığı için kesinleşen bir karar da, başka bir BAM dairesinin kararıyla çelişerek hukuki belirsizliğe yol açabilir. Eğer bu tür kararlar kapsam dışı bırakılırsa, kanunun amacı tam olarak gerçekleşemez ve içtihat birliği sağlanamaz. Bu nedenle, kanunun amacı (teleolojik yorum) dikkate alındığında, 'kesin nitelikteki kararlar' ibaresinin, temyiz incelemesinden geçmemiş olan ve bu nedenle Yargıtay tarafından denetlenmemiş tüm kesinleşmiş BAM kararlarını kapsayacak şekilde geniş yorumlanması, hukuki öngörülebilirliği sağlama hedefine daha uygun olacaktır.