5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu m. 3/18'de düzenlenen suçun oluşabilmesi için aranan 'ticari amaç' özel kastı, 'suçüstü-hali' metnindeki YCGK kararında tartışılan olayda nasıl bir rol oynamıştır? Bir kişinin üzerinde ticari miktarda sayılabilecek kaçak sigara bulunması, 'ticari amaç' unsurunun varlığı için tek başına yeterli midir?
5607 sayılı Kanun m. 3/18'deki suçun oluşması için failin, kaçak eşyayı 'ticari amaçla' bulundurması, nakletmesi veya satması gerekir. Buradaki 'ticari amaç', suçun manevi unsurunu oluşturan bir 'özel kast'tır. Yani failin genel kastla (kaçak eşya olduğunu bilerek ve isteyerek bulundurma) hareket etmesi yetmez, aynı zamanda bu eylemi kazanç elde etme, ticaret yapma amacıyla gerçekleştirmesi gerekir. 'Suçüstü-hali' metnindeki YCGK kararında tartışılan olayda sanık, aşamalardaki savunmalarında ele geçirilen sigaraları ticari amaçla değil, inşaatta çalışan akrabalarına hediye etmek amacıyla aldığını beyan etmiştir. Savcılık veya mahkeme, sanığın bu savunmasının aksini, yani 'ticari amaç' özel kastını somut delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Bir kişinin üzerinde ticari miktarda sayılabilecek kaçak sigara bulunması, 'ticari amaç' unsurunun varlığına dair 'güçlü bir emare' veya 'karine' teşkil eder. Ancak tek başına, mutlak bir delil değildir ve sanığın mahkumiyeti için yeterli olmayabilir. Mahkeme, karara varırken şu hususları da değerlendirmelidir: - Eşyanın Miktarı ve Çeşitliliği: Çok yüksek miktarda ve çok çeşitli markalarda sigaranın bulunması, ticari amaç karinesini güçlendirir. - Sanığın Savunması: Sanığın savunmasının hayatın olağan akışına uygun ve tutarlı olup olmadığı. - Diğer Deliller: Sanığın daha önce benzer suçtan kaydının olup olmadığı, olay yerinde satışa yönelik bir hazırlık (tezgah, müşteriyle pazarlık vb.) bulunup bulunmadığı gibi ek deliller. Olayda, sanığın savunmasının aksini ispatlayan başkaca delil (tanık beyanı, satışa dair gözlem vb.) bulunmadığı için, mahkemenin sadece sigara miktarına bakarak 'ticari amaç' unsurunun varlığını kesin olarak kabul etmesi, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesine aykırı olabilir. 'Ticari amaç' özel kastının şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerekir.