CMK m. 100/1 uyarınca tutuklama kararı verilebilmesi için 'kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin' ve bir 'tutuklama nedeninin' bulunması gerekmektedir. Metinde atıf yapılan AİHM'in Moldova/Buzadji kararı, bu şartlara ek olarak hangi ilkeyi getirmiş ve bu ilke Türk hukukundaki 'katalog suçlar' (CMK m. 100/3) karinesini nasıl etkilemiştir?
AİHM'in Moldova/Buzadji kararı, yerleşik içtihadını bir adım ileri taşıyarak, sadece tutukluluğun devamı için değil, 'ilk tutuklama kararı' için de 'kuvvetli suç şüphesi'nin yanı sıra, tutukluluğun devamı için 'ilgili ve yeterli gerekçe' bulunması gerektiğini hükme bağlamıştır. Bu ilke, Türk hukukundaki tutuklama rejimini, özellikle de CMK m. 100/3'te düzenlenen 'katalog suçlar' karinesini doğrudan etkilemektedir. Katalog suçlar karinesi, CMK m. 100/3'te sayılan suçların işlendiğine dair kuvvetli şüphe varsa, ayrıca bir tutuklama nedeninin (kaçma şüphesi veya delilleri karartma tehlikesi) var olduğunun varsayılmasını ifade eder. Buzadji kararı öncesinde, bir katalog suç söz konusu olduğunda, mahkemelerin sadece kuvvetli suç şüphesini ve suçun katalogda yer aldığını belirtmesi tutuklama için yeterli görülüyordu. Ancak Buzadji kararı ve AİHM'in 'ilgili ve yeterli gerekçe' standardı, bu otomatik varsayımı ortadan kaldırmıştır. Artık, bir katalog suç işlenmiş olsa dahi, Sulh Ceza Hakimi tutuklama kararında; 1. Kaçma şüphesi veya delilleri karartma tehlikesinin 'neden' o somut olayda ve o şüpheli özelinde mevcut olduğunu somut olgularla (şüphelinin yurtdışı bağlantıları, delillere erişim imkanı, tanıklar üzerindeki potansiyel etkisi vb.) açıklamalıdır. 2. Tutuklama tedbirinin neden 'ölçülü' olduğunu ve daha hafif bir koruma tedbiri olan 'adli kontrol' uygulamasının neden yetersiz kalacağını (CMK m. 101/2'nin de gereği olarak) gerekçelendirmelidir. Sonuç olarak, katalog suçun varlığı tek başına 'ilgili ve yeterli gerekçe' oluşturmaz. Sadece bir tutuklama nedeninin varlığına dair güçlü bir emare teşkil eder, ancak hakimin somut olaya özgü gerekçelendirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Aksi takdirde verilen tutuklama kararı, AİHS m. 5'in ihlali anlamına gelecektir.