Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararına karşı, kararın dayanağını oluşturan mahkumiyet hükmündeki esasa ilişkin hukuka aykırılıklar (örneğin suç vasfının yanlış belirlenmesi) gerekçesiyle kanun yararına bozma yoluna gidilebilir mi? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun eski ve yeni içtihatları arasındaki değişimi, Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2016/7893 K. sayılı kararında yapılan atıflar çerçevesinde analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #45545

Bu konuda Yargıtay içtihatlarında önemli bir değişim yaşanmıştır. Eski Yaklaşım: YCGK'nın 29.06.2010 tarihli kararında belirtilen eski yaklaşıma göre, HAGB kararı verildiğinde asıl mahkumiyet hükmü hukuken 'doğmamış' sayıldığından, bu doğmamış hükmün içeriğindeki esasa ilişkin hukuka aykırılıklar (suç vasfı, delil değerlendirmesi vb.) kanun yararına bozma konusu yapılamazdı. Bu yolla ancak HAGB kurumunun kendi şartlarının (ceza miktarı, sanığın geçmişi, zararın giderilmesi vb.) var olup olmadığı denetlenebilirdi. Esasa ilişkin aykırılıkların denetimi, ancak HAGB kararı bozulup hüküm açıklandıktan ve bu yeni hüküm temyiz edilmeden kesinleştikten sonra mümkün olabilirdi. Yeni Yaklaşım: Ancak bu yaklaşım, özellikle itiraz merciinin incelemesinin de sadece HAGB şartlarıyla sınırlı kalması uygulamasıyla birleşince, temelden hukuka aykırı mahkumiyetlere dayalı HAGB kararlarının denetimsiz kalmasına ve sanıkların 5 yıl boyunca haksız bir denetime tabi tutulmasına yol açıyordu. Bu durum, adil yargılanma hakkı ihlallerine neden oluyordu. YCGK'nın 22.01.2013 tarihli kararıyla itiraz merciinin incelemesinin hem maddi hem de hukuki yönden yapılması gerektiği kabul edilince, kanun yararına bozma denetiminin kapsamı da genişlemiştir. Yargıtay 18. CD'nin 2016/7893 K. sayılı kararında da bu yeni yaklaşım benimsenmiştir. Buna göre, eğer HAGB kararının dayandığı mahkumiyet hükmünde, yargılama hukukuna yönelik 'ağır bir hukuka aykırılık' varsa (örneğin, şikayetten vazgeçmeye rağmen düşme kararı verilmeyip HAGB kurulması gibi), bu durum HAGB kararını da doğrudan sakatlayacağından kanun yararına bozma konusu yapılabilir. Bu yeni yaklaşım, hukuka aykırılığın denetimsiz kalmasını önleyerek adil yargılanma hakkını daha etkin bir şekilde korumaktadır.