6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 3. maddesi, riskli yapıların tespitinde yetkiyi öncelikle yapı maliklerine, onların yapmaması halinde ise Bakanlığa vermektedir. Metinde, bazı belediyelerin '6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği m. 7/2-b'ye dayanarak re'sen yapı maliklerine süre verdiği' belirtilmektedir. Bu uygulamanın 'idarenin kanuniliği' ilkesi ve normlar hiyerarşisi açısından hukuka uygunluğunu, Anayasa m. 123 ve m. 124'ü referans alarak değerlendiriniz.
Bu uygulama, 'idarenin kanuniliği' ilkesine ve normlar hiyerarşisine aykırıdır. Anayasa'nın 123. maddesi, idarenin kuruluş ve görevlerinin kanunla düzenleneceğini belirtir. Bu, idarenin ancak kanunun kendisine açıkça verdiği bir yetkiyi kullanabileceği anlamına gelir. 6306 sayılı Kanun'un 3. maddesi, riskli yapı tespiti için yapı maliklerine süre verme yetkisini münhasıran Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na tanımıştır. Kanun, belediyeler gibi yerel idarelere bu konuda doğrudan bir yetki vermemiştir. İdarelerin yetkisi, ancak Bakanlığın verdiği sürede tespit yaptırılmazsa veya Bakanlık belirli bir alanı işaret ederek tespit istemesi halinde devreye girmektedir. Dolayısıyla, bir belediyenin, kanunda kendisine tanınmayan 're'sen süre verme' yetkisini bir yönetmelik hükmüne (Uygulama Yönetmeliği m. 7/2-b) dayanarak kullanması, normlar hiyerarşisine aykırıdır. Anayasa'nın 124. maddesi uyarınca yönetmelikler, kanunların uygulanmasını sağlamak üzere çıkarılır ve kanuna aykırı hükümler içeremez. Alt norm olan yönetmelik, üst norm olan kanunun vermediği bir yetkiyi idareye tanıyamaz. Bu nedenle, belediyelerin bu uygulaması hukuki dayanaktan yoksundur ve bu işleme karşı açılacak bir idari davada işlemin iptal edilmesi gerekir. Metinde de belirtildiği gibi, bu konuda çözüm, kanun değişikliği ile belediyelere açıkça yetki verilmesidir.