4483 sayılı Kanun'a göre, memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verme yetkisi ilgili idari mercilere aittir. Bir valinin, göreviyle ilgili olarak 'irtikap' (TCK m. 250) suçunu işlediği iddiası bulunmaktadır. Bu durumda vali hakkında soruşturma başlatılabilmesi için hangi usul izlenmelidir? 4483 sayılı Kanun'un genel kuralı ile 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nda yer alan özel hükümler arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
4483 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre vali hakkında soruşturma izni verme yetkisi kural olarak Cumhurbaşkanı'na aittir. Ancak, bu genel bir kuraldır. Memurların işlediği bazı suçlar, özel kanunlarla 4483 sayılı Kanun'un kapsamı dışına çıkarılmıştır. 'Soruşturma izni verilmesi...' metninde de belirtildiği gibi, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 17. maddesi, bu kanunda sayılan suçlar (irtikap, rüşvet, zimmet vb.) için 4483 sayılı Kanun'un uygulanmayacağını açıkça düzenlemiştir. Bu, özel kanunun genel kanuna önceliği (lex specialis derogat legi generali) ilkesinin bir sonucudur. Dolayısıyla, bir vali hakkında 'irtikap' suçu iddiası varsa, bu suç 3628 sayılı Kanun kapsamında olduğundan, 4483 sayılı Kanun'daki izin prosedürü işletilmez. Cumhuriyet savcısı, herhangi bir idari merciden izin almaksızın doğrudan soruşturma başlatır. Savcılık, soruşturmayı tamamladıktan sonra, eğer kamu davası açılması gerektiği kanaatine varırsa, vali hakkındaki yargılamanın yapılması için dosyayı Yargıtay'ın ilgili ceza dairesine gönderir. Bu örnek, 4483 sayılı Kanun'un uygulama alanının mutlak olmadığını ve özel kanunlardaki istisnaların dikkatle incelenmesi gerektiğini göstermektedir.