TCK m. 179/2'de düzenlenen 'Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare etme' suçu ile TCK m. 180'de düzenlenen 'Taksirle trafik güvenliğini tehlikeye sokma' suçu arasındaki temel farkları, özellikle 'kasıt' ve 'taksir' unsurları ile suçun kapsamı (karayolu ulaşımı) açısından açıklayınız. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/585 sayılı kararında belirtilen 'kural ihlalinin taksire dayanması' hali bu ayrımda nasıl bir rol oynamaktadır?
TCK m. 179/2'de düzenlenen suç, bir kasıt suçudur. Failin, aracını tehlikeli bir şekilde sevk ve idare ettiğini bilmesi ve bu tehlikeli sürüşü iradi olarak gerçekleştirmesi gerekir. Suçun oluşması için failin kastının, fiilinin başkalarının hayat, sağlık ya da mal varlığı bakımından tehlikeye neden olabileceğini kapsaması yeterlidir; özel bir saik aranmaz. Buna karşılık, TCK m. 180'de düzenlenen suç taksirle işlenir ve failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucu bir tehlikeye neden olmasıyla oluşur. İkinci temel fark, suçun kapsamıdır. TCK m. 179 hem kara hem de deniz, hava, demiryolu ulaşımını kapsarken; TCK m. 180 sadece deniz, hava veya demiryolu ulaşımını kapsar, karayolu ulaşımını bu suçun dışında tutar. YCGK-2019/585 sayılı kararda belirtildiği üzere, eğer failin trafik kuralı ihlali, kasıt veya olası kasta değil de dikkatsizlik ve tedbirsizlik gibi taksire dayalı bir davranışa dayanıyorsa, TCK m. 179'daki kasıt unsuru gerçekleşmez ve bu suç oluşmaz. Eğer bu taksirli ihlal sonucu ölüm veya yaralanma meydana gelirse, fiil yalnızca taksirle öldürme veya yaralama suçunu oluşturur. Bu ayrım, failin zihinsel (sübjektif) unsurunun suçun niteliğini nasıl belirlediğini göstermesi açısından kritiktir.