Anayasa Mahkemesi'nin CMK m.226/4'ü iptal kararından sonra, suçun niteliğinin değiştiği hallerde sanığa ulaşılamaması (örneğin firari olması) ve müdafiinin de duruşmaya katılmaması durumunda, mahkeme yargılamayı nasıl sürdürebilir? Sanığın yokluğunda dava bitirilebilir mi?
Bu durum, yargılamanın kilitlenmesine yol açabilecek ciddi bir sorundur. İptal kararı sonrası, sanığa bizzat ek savunma hakkı verilmesi zorunluluğu doğmuştur. Sanığa ulaşılamaması ve müdafiinin de katılmaması halinde mahkemenin seçenekleri sınırlıdır: 1) Sanık Hakkında Yakalama Emri: Mahkeme, sanığın duruşmada hazır edilmesini sağlamak için hakkında yakalama emri (CMK m.98) düzenleyebilir. 2) Davanın Durması: Eğer sanığın nerede olduğu bilinmiyorsa ve yakalanamıyorsa, mahkeme 'gaip' (CMK m.244) veya 'kaçak' (CMK m.247) olduğuna dair usuli kararlar vererek, bu durum devam ettiği sürece davanın durmasına karar verebilir. 3) Yoklukta Yargılama: CMK m.193 gereği, sorgusu yapılmamış sanığın yokluğunda mahkumiyet hükmü kurulamaz. Dolayısıyla, sanık bulunamadığı sürece, dava mahkumiyetle bitirilemez. Bu durum, iptal edilen hükmün yarattığı pratik bir sorundur ve yasal bir düzenleme ile çözülmesi gerekmektedir. (Referans: anayasa-mahkemesinin-cmk-m-226-4-u-iptal-karari, CMK'nın ilgili genel hükümleri)