Ceza Muhakemesi Hukukunda, CMK m.216'da düzenlenen delillerin tartışılması sırasına uyulmamasının 'savunma hakkını kısıtlayan' bir usul hatası olarak kabul edilmesinin temel mantığı nedir? Neden sanığın, savcının mütalaasından sonra savunma yapması kritik öneme sahiptir?
Bunun temel mantığı, 'çelişmeli yargılama' (audiatur et altera pars - diğer taraf da dinlensin) ve 'silahların eşitliği' ilkeleridir. Ceza yargılaması, iddia ve savunmanın çatışmasından gerçeğe ulaşmayı hedefler. Savunmanın etkili olabilmesi için, öncelikle karşısındaki iddiayı tüm boyutlarıyla bilmesi gerekir. Savcının esas hakkındaki mütalaası, devletin o davadaki nihai iddiasını, delil değerlendirmesini ve ceza talebini içerir. Sanığın ve müdafiinin, bu son ve bütüncül iddiayı duyduktan sonra, bu iddiadaki her bir unsuru çürütme, kendi karşı argümanlarını sunma ve mahkemeyi ikna etme imkanına sahip olması gerekir. Savunmanın iddiadan önce yapılması veya iddiayı tam duymadan yapılması, onu bir 'hayaletle dövüşmeye' benzetir. Bu nedenle, savunmanın en son yapılması, onun hem iddiaya cevap verme hem de son sözü söyleme hakkını koruyan kritik bir güvencedir. (Referans: cumhuriyet-savcisinin-esas-hakkinda-mutalaasi, YCGK 2019/570 K.)