TCK m.21/2'de düzenlenen 'olası kast' ile TCK m.22/3'te düzenlenen 'bilinçli taksir' arasındaki temel fark, failin neticeye karşı olan içsel tutumunda nerede ortaya çıkar?
Temel fark, failin, öngördüğü neticenin gerçekleşmesine karşı gösterdiği iradi tutumda ortaya çıkar. Her iki durumda da fail, hukuka aykırı bir neticenin (örneğin birinin yaralanması) gerçekleşebileceğini öngörmektedir. Ancak; 1) Bilinçli Taksirde: Fail, neticenin gerçekleşmesini 'istemez'. Kendi ustalığına, tecrübesine veya şansına güvenerek, bu neticenin gerçekleşmeyeceğine inanır veya umar. 'Nasılsa bir şey olmaz, ben hallederim' düşüncesi hakimdir. 2) Olası Kastta: Fail, neticenin gerçekleşmesini 'kabullenir'. Neticenin gerçekleşip gerçekleşmemesi onun için kayıtsızdır. 'Olursa olsun, bana ne' düşüncesi hakimdir. Ayrım, 'neticenin istenmemesi' ile 'neticenin kabullenilmesi' arasındaki ince çizgidedir. Yargıtay'ın alkollü araç kullanımı kararlarında bu ayrım sıkça tartışılmaktadır. (Bu bilgi, metinlerde geçen 'bilinçli taksir' ve 'olası kast' kavramlarının anlaşılması için temel bir ceza hukuku genel hükümler bilgisidir ve doktora seviyesi için gereklidir.)