Bir delilin, Anayasa'ya ve CMK'ya göre hukuka aykırı olmasına rağmen, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'nin (İHAM) içtihatlarına göre adil yargılanma hakkını ihlal etmeyeceği sonucuna varılması halinde, Türk mahkemesi hangi normu esas almalıdır? Normlar hiyerarşisi ve temel hakların korunması ilkesi açısından açıklayınız.
Türk mahkemesi, Anayasa ve CMK hükümlerini esas almalıdır. Normlar hiyerarşisinde Anayasa en üst normdur. Anayasa'nın 38/6. maddesi 'Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez' diyerek mutlak bir yasak getirmiştir. İHAM'ın rolü, Sözleşme'ye taraf devletlerin asgari standartlara uyup uymadığını denetlemektir. Bir devlet, kendi Anayasası veya kanunlarıyla, Sözleşme'nin getirdiği asgari standarttan daha yüksek bir koruma standardı benimseyebilir. Bu durum 'insan hakları hukukunun gelişimi' ilkesine uygundur. Türk Anayasası, delil yasakları konusunda İHAM'dan daha korumacı ve mutlak bir standart getirmiştir. Bu nedenle, bir delil İHAM standartlarına göre kabul edilebilir olsa bile, eğer Türk Anayasası'na göre yasaklanmışsa, Türk mahkemeleri Anayasa'yı uygulamakla yükümlüdür. Aksi bir yorum, normlar hiyerarşisini ve Anayasa'nın bağlayıcılığını (Anayasa m.11) ihlal etmek anlamına gelir. (Referans: sucustu-hali-şuphesinin-adli-aramada-actigi-sorunlar, arama-elkoyma-genisletilmis)