İmar barışından yararlanarak 'Yapı Kayıt Belgesi' almış bir binanın maliki, binasının depreme dayanıksız olduğunu bilmesine rağmen hiçbir güçlendirme veya yenileme yapmamış ve bina depremde yıkılarak ölümlere neden olmuştur. Bu malikin TCK kapsamında cezai sorumluluğu 'taksirle' mi yoksa 'olası kastla' mı değerlendirilmelidir? Bu ayrımda hangi unsurlar belirleyici olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #45417

Bu durum, ceza hukukunun en tartışmalı alanlarından biridir ve somut olayın özelliklerine göre belirlenir. 'Taksirle öldürme' (TCK m.85) için, malikin gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek neticeyi öngörememesi veya öngörmesine rağmen istememesi gerekir. 'Olası kastla öldürme' (TCK m.21/2) için ise, malikin binanın yıkılacağını ve insanların ölebileceğini kuvvetle öngörmesine rağmen, 'olursa olsun, bana ne' diyerek sonucu kabullenmesi gerekir. Bu ayrımda belirleyici unsurlar şunlar olabilir: 1) Tehlikenin Derecesi: Binanın ne kadar riskli olduğuna dair resmi bir rapor (riskli yapı tespiti) olup olmadığı. 2) Bilgi Düzeyi: Malikin bu rapor veya tehlike hakkında bilgilendirilip bilgilendirilmediği. 3) Kayıtsızlık: Tehlikeyi bilmesine rağmen, hiçbir önlem almayarak (güçlendirme, tahliye vb.) neticeye tamamen kayıtsız kaldığının ispatı. Eğer malikin, binanın yıkılmasının neredeyse kesin olduğunu bildiği ve bu sonucu umursamadığı somut delillerle kanıtlanabilirse olası kast tartışılabilir. Aksi halde, genel uygulama taksir (muhtemelen bilinçli taksir) yönündedir. (Referans: hukuki-perspektifle-depreme-hazirlik-ve-bina-guuvenligi)