CMK m.226/4'ün iptal gerekçesinde, sanığın müdafii bulunmasının, onun 'isnadı öğrenme hakkından feragat ettiği anlamına da gelmeyeceği' belirtilmiştir. Bu tespitten yola çıkarak, müdafiin vekaletnamesinde 'tebligatları almaya' yetkili olması, sanığa yapılması gereken kişisel tebligatların (örneğin HAGB sonrası denetim süresinde duruşma günü) sadece müdafiie yapılmasını yeterli kılar mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #45408

Bu tespit, bu konuda dikkatli olunması gerektiğini göstermektedir. Müdafiin vekaletnamede tebligata yetkili olması, genel usuli tebligatlar için yeterli görülebilir. Ancak, AYM'nin CMK m.226/4 iptal kararındaki ruhu, sanığın kişisel haklarını ve hukuki durumunu temelden etkileyen, bizzat katılımını veya iradesini gerektiren kritik aşamalarda, sadece müdafie yapılan bildirimin yeterli olmayabileceğini ima etmektedir. Özellikle, HAGB kararının açıklanması için yapılan duruşma tebligatı veya suç vasfının değiştiğine dair bildirim gibi, sanığın yokluğunda aleyhine ciddi sonuçlar doğurabilecek durumlarda, isnadı öğrenme ve bizzat savunma yapma hakkının bir gereği olarak, tebligatın ayrıca sanığın kendisine de yapılması 'adil yargılanma hakkı'nın bir gereği olarak yorumlanabilir. AYM kararı, bu tür durumlarda mahkemelerin daha özenli davranması gerektiği yönünde güçlü bir sinyal vermektedir. (Referans: anayasa-mahkemesinin-cmk-m-226-4-u-iptal-karari)