Anayasa Mahkemesi, içtihat farklılıklarının giderilmesi için kanuni mekanizmaların var olmasını 'devletin pozitif yükümlülüğü' olarak görmektedir. Bu mekanizmaların var olmasına rağmen etkin bir şekilde 'işletilmemesi' halinde, başvurucu açısından hangi temel hakkın ihlali gündeme gelir?
Bu durumda, başvurucu açısından öncelikle Anayasa m.36'da güvence altına alınan 'adil/dürüst yargılanma hakkı'nın bir unsuru olan 'hakkaniyete uygun yargılanma hakkı'nın ihlali gündeme gelir. Çünkü devlet, kurduğu mekanizmayı işletmeyerek, hukuki belirsizliğin devamına ve yargı kararlarının öngörülemez olmasına yol açmaktadır. Bu, usuli bir güvencenin ihlalidir. Metinde belirtildiği üzere, eğer bu usuli ihlal kararı başvurucunun mağduriyetini gidermeye yetmiyorsa ve içtihat farklılığı doğrudan başvurucunun mülkiyet, yaşam hakkı gibi bir 'maddi hakkını' zedeliyorsa, AYM maddi hak yönünden de bir ihlal kararı verebilir. Ancak öncelikli inceleme, adil yargılanma hakkı kapsamındadır. (Referans: kesinlesmis-bam-kararlarinda-yasanan-uyusmazlıkların-giderilmesi)