Bir sanığın tutuklama sorgusunda susma hakkını kullanması, aleyhine bir delil olarak değerlendirilerek tutuklama kararının gerekçesi yapılabilir mi?
Hayır, yapılamaz. Susma hakkı (nemo tenetur seipsum accusare), CMK m.147/1-e'de ve AİHS m.6'da güvence altına alınmış temel bir haktır. Şüpheli veya sanığın bu anayasal hakkını kullanması, onun aleyhine yorumlanamaz ve bir suç ikrarı olarak değerlendirilemez. Tutuklama kararının, dosyada bulunan diğer 'somut delillere' dayanması gerekir. Bir hakimin, tutuklama kararının gerekçesinde 'şüphelinin susma hakkını kullanarak şüpheleri üzerine çektiği' veya 'suçlamaları reddetmediği' gibi ifadelere yer vermesi, hem susma hakkının hem de masumiyet karinesinin açık bir ihlali olur ve kararın hukuka aykırılığına yol açar. (Referans: tutuklama-karari.html, CMK m.147/1-e)