İptal edilen CMK m.226/4 hükmü, sanığın bizzat savunma hakkını, müdafiin hukuki yardımı ile ikame etmekteydi. AYM'nin iptal kararında, sanığın müdafii olmasının, onun bizzat savunma yapma hakkından feragat ettiği anlamına gelmeyeceği yönündeki tespiti, sanık-müdafii ilişkisinin hukuki niteliği hakkında ne ifade etmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #45338

Bu tespit, sanık-müdafii ilişkisinin bir 'temsil' ilişkisinden ziyade, bir 'hukuki yardım' ilişkisi olduğunu ve müdafiin varlığının, sanığın şahsına sıkı sıkıya bağlı temel hakları ortadan kaldırmadığını vurgulamaktadır. Savunma hakkı, öncelikle ve bizzat sanığa aittir. Müdafii, bu hakkın daha etkin kullanılması için sanığa yardımcı olan bir süjedir; sanığın yerine geçen ve onun haklarını tamamen devralan bir vekil değildir. AYM, sanığın müdafii tayin etme iradesinin, aynı zamanda en temel haklarından olan isnadı öğrenme ve bu isnada karşı bizzat beyanda bulunma hakkından vazgeçtiği şeklinde yorumlanamayacağını belirtmiştir. Bu, sanığın iradesine ve yargılamanın merkezindeki konumuna saygı gösterilmesi gerektiği anlamına gelir. (Referans: anayasa-mahkemesinin-cmk-m-226-4-u-iptal-karari, AYM 2024/57 K.)