Kesinleşmiş bir hükmün kanun yararına bozulması sonrasında yapılan yeniden yargılamada 'dava zamanaşımı' hükümlerinin uygulanamamasının hukuki mantığı nedir? Yargıtay'a göre bu aşamada hangi tür zamanaşımı değerlendirilebilir?
Hukuki mantığı, sanığın kanun yararına bozma öncesinde zaten bir 'hükümlü' sıfatı kazanmış olmasıdır. Dava zamanaşımı, suçun işlenmesi ile hükmün kesinleşmesi arasında işleyen bir süredir ve kamu davasının düşmesine neden olur. Hüküm bir kez kesinleşince, dava zamanaşımı durur ve artık 'ceza zamanaşımı' işlemeye başlar. Kanun yararına bozma, kesinleşmiş bir hükme karşı işlediği için, bu bozma kararı sanığın 'hükümlü' sıfatını ortadan kaldırmaz. Bu nedenle, bozma sonrası yapılan yargılamada artık 'dava zamanaşımı'ndan bahsedilemez. Yargıtay 2. CD'nin 2014/19694 sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu aşamada ancak koşulları varsa 'ceza zamanaşımı'nın (TCK m.68) oluşup oluşmadığı değerlendirilebilir. (Referans: kanun-yararina-bozma-nedir-cmk.html, Y2CD - Karar: 2014/19694)