HMK m. 190/2'ye göre 'Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır.' Bu hükmü, TMK m. 3'teki 'Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.' hükmüyle birlikte bir örnek üzerinden açıklayınız.
TMK m. 3 'kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır' diyerek bir 'iyiniyet karinesi' getirir. Bu bir kanuni karinedir. HMK m. 190/2'ye göre, bu karineye dayanan taraf (örneğin tapu siciline güvenerek bir malı satın alan kişi), iyiniyetli olduğunu değil, sadece karinenin temelini oluşturan vakıayı, yani 'tapu siciline dayanarak bir işlem yaptığını' ispatla yükümlüdür. Bunu ispatladığında, kanunen iyiniyetli sayılır. Bu noktada ispat yükü, onun kötü niyetli olduğunu iddia eden karşı tarafa geçer. Karşı taraf, bu kişinin kötü niyetli olduğunu veya TMK m. 3'teki 'durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermediğini' (örneğin, taşınmazın çok düşük bir bedelle satıldığını veya üzerinde bariz bir ihtilaf olduğunu bilmesi gerektiğini) ispat ederek bu karineyi çürütebilir. (barandogan.av.tr/.../hmk-madde-191-karsi-ispat.html)