Fiili karine (yaşam deneyi kuralları) ve kanuni karine arasındaki farkı açıklayınız ve bir hâkimin fiili karineye dayanarak ispat yükünü ters çevirmesi mümkün müdür?
Kanuni karine, kanun tarafından belli bir vakıadan, belli olmayan başka bir vakıa için çıkarılan sonuçtur (örneğin, TMK m. 7'deki iyiniyet karinesi). Kanuni karineler, aksi ispat edilebilen (adi) ve edilemeyen (kesin) olarak ikiye ayrılır. Fiili karine (yaşam deneyi kuralları) ise, kanunda yazılı olmayan, hayatın olağan akışından ve genel tecrübelerden çıkarılan sonuçlardır. Bunlar hâkimin delilleri takdir etmesinde ve bir olayın varlığı hakkında kanaat oluşturmasında yardımcı olur. Metinde de belirtildiği gibi, Yargıtay uygulamasına göre fiili karinelerin iki işlevi vardır: Birincisi, sunulan bir delilin ispat gücünü belirlemek. İkincisi ise, hakkında hiç delil gösterilmemiş bir iddianın doğruluğunu yaşam deneyi kurallarına dayanarak kabul etmektir. İşte bu ikinci durumda, hâkim fiili bir karineye dayanarak bir olayın varlığını kabul ederse, ispat yükü bu olayın aksini iddia eden tarafa geçer. Dolayısıyla, evet, bir hâkimin fiili karineye dayanarak ispat yükünü ters çevirmesi mümkündür. (barandogan.av.tr/.../hmk-madde-191-karsi-ispat.html)