İşkence fiilinin vücutta kemik kırılmasına neden olması hali, TCK m. 95/3'te neden ayrı bir fıkra olarak ve farklı bir ceza aralığıyla (sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis) düzenlenmiştir? Bu düzenlemenin TCK m. 87'deki kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinden farkı nedir?
TCK m. 95/3'teki bu özel düzenlemenin sebebi, kemik kırıklarının hayat fonksiyonları üzerindeki etkisinin çok değişken olabilmesidir. Basit bir parmak kırığı ile omurga kırığı aynı etkiyi yaratmaz. Kanun koyucu, bu nedenle m. 95/1 ve m. 95/2'deki gibi sabit bir artırım oranı belirlemek yerine, hakime 'kırığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre' sekiz yıldan on beş yıla kadar geniş bir takdir aralığı sunmuştur. Bu, cezanın bireyselleştirilmesi ilkesinin bir yansımasıdır. TCK m. 87'deki (kasten yaralama) düzenlemeden temel farkı ise suçun tipindedir. TCK m. 87, kasten yaralama suçunun ağırlaşmış halini düzenlerken, TCK m. 95, sistematik ve belirli bir süreçte insan onuruna karşı işlenen 'işkence' suçunun (TCK m. 94) neticesinde meydana gelen kemik kırığını cezalandırmaktadır. İşkence suçunun temel şeklinin cezası daha ağır olduğu ve koruduğu hukuki değer (insan onuru) farklı olduğu için, neticesi sebebiyle ağırlaşmış hali de ayrı ve daha ağır bir yaptırıma tabi tutulmuştur. (barandogan.av.tr/.../tck-madde-95-neticesi-sebebiyle-agirlasmis-iskence-sucu.html)