1086 sayılı HUMK döneminde, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın yapılabilen bir 'yetki sözleşmesi', 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açılan bir davada geçerliliğini korur mu? HMK m. 17 ve m. 448 bu duruma nasıl uygulanır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #44483

Evet, geçerliliğini korur. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2015/133 E. sayılı kararında açıklandığı gibi, yetki sözleşmeleri her ne kadar usul hukukuna ilişkin sonuçlar doğursa da, kurulmaları ve geçerlilikleri bakımından maddi hukuk ilkelerine (sözleşme serbestisi) tabidir. HMK m. 448, yeni kanunun 'tamamlanmış işlemleri' etkilemeyeceğini belirtir. Sözleşmenin imzalanması, tamamlanmış bir maddi hukuk işlemidir. Bu nedenle, 1086 sayılı HUMK yürürlükteyken geçerli olarak kurulan bir yetki sözleşmesi, HMK'nın yürürlüğe girmesiyle geçersiz hale gelmez. Ancak, bu sözleşmenin niteliği (seçimlik yetki mi, kesin yetki mi olduğu), yine yapıldığı tarihteki kanun olan HUMK'a göre belirlenir. HUMK m. 22'ye göre yapılan yetki sözleşmeleri kesin yetki oluşturmadığı için, HMK döneminde açılan davada bu sözleşme seçimlik bir yetki kuralı olarak geçerliliğini sürdürür. HMK m. 17'deki 'sadece tacirler ve kamu tüzel kişilerinin yapabileceği ve bunun kesin yetki olacağı' kuralı, HMK yürürlüğe girdikten sonra yapılan sözleşmeler için geçerlidir. (barandogan.av.tr/.../hmk-madde-448-zaman-bakimindan-uygulanma.html)