TCK m. 207'de düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunda 'maddi sahtecilik' ile 'içerik (fikri) sahteciliği' arasındaki ayrımı açıklayınız. A ve B'nin aralarında gerçekte bir kira ilişkisi olmamasına rağmen, bankadan kredi çekebilmek için gerçeğe aykırı bir kira sözleşmesi düzenleyip imzalamaları ve bankaya sunmaları halinde özel belgede sahtecilik suçu oluşur mu? Yargıtay içtihatları ışığında nedenini açıklayınız.
Maddi sahtecilik, bir belgenin fiziki varlığı üzerinde yapılan sahteciliktir. Bu, belgeyi düzenleyen olarak görünen kişi yerine başkasının imza atması (taklit) veya mevcut gerçek bir belge üzerinde kazıntı, silinti, ekleme gibi değişiklikler yapılmasıdır. İçerik (fikri) sahteciliği ise, belgeyi düzenleyen kişi gerçek olduğu halde, belgenin içeriğinin, yani beyan edilen vakıanın gerçeğe aykırı olmasıdır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına (örneğin Y11CD-K.2022/1033) göre, TCK m. 207 yalnızca maddi sahteciliği cezalandırmaktadır. Fikri sahtecilik, yani salt yalan beyanı içeren özel belge düzenlemek bu suçun kapsamı dışındadır. Örnekteki olayda, A ve B, sözleşmeyi kendi iradeleriyle ve kendi imzalarıyla düzenlemişlerdir. Belgede bir taklit veya tahrifat yoktur; sadece içeriği (kira ilişkisinin varlığı) yalandır. Bu durum, bir içerik sahteciliğidir. Dolayısıyla, TCK m. 207 kapsamında özel belgede sahtecilik suçu oluşmaz ve failler bu suçtan cezalandırılamaz. (barandogan.av.tr/.../ozel-belgede-evrakta-sahtecilik-cezasi.html)