Bir sulh ceza hakiminin, şüphelinin 'ByLock kullandığı ve BankAsya kayıtları bulunduğu' gerekçesiyle 'kuvvetli suç şüphesinin varlığını' tespit ederek tutuklama kararı vermesi, daha sonra aynı hakimin kovuşturma aşamasında ağır ceza mahkemesi heyetinde görev alması CMK m. 23 açısından nasıl değerlendirilmelidir? Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2020/6240 E. sayılı kararındaki muhalefet şerhini esas alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #44431

Bu durum, CMK m. 23/2'de yer alan 'Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hakim, kovuşturma evresinde görev yapamaz.' hükmünün açık bir ihlalidir. Metinde yer alan Yargıtay 16. Ceza Dairesi kararındaki muhalefet şerhine göre, sulh ceza hakimi tutuklama kararında sadece şekli koşulları değil, 'kuvvetli suç şüphesinin varlığı'nı somut delillere (ByLock, BankAsya) dayandırarak tespit etmiştir. Bu, hakimin dosyanın esasına girdiğini, delilleri değerlendirdiğini ve sanığın suçluluğu yönünde güçlü bir ön kanaat oluşturduğunu gösterir. AİHM içtihatlarında da belirtildiği gibi, hakimin esasa ne ölçüde girdiği tarafsızlığın belirlenmesinde önemli bir kriterdir. Bu şekilde bir ön karar veren hakimin, kovuşturma aşamasında tarafsız kalması beklenemez. Bu durum, hem subjektif (hakimin kişisel önyargısı) hem de objektif (dış görünüş itibarıyla tarafsızlığa duyulan güvenin sarsılması) tarafsızlığı zedeler. Dolayısıyla muhalefet şerhi, bu durumun CMK m. 23/2'ye açıkça aykırı olduğu ve bozma nedeni sayılması gerektiği yönündedir. (sen.av.tr/.../temyiz-incelemesine-katilan-uye-ceza-genel-kurulu-incelemesine-katilabilir-mi.html)