6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesiyle birlikte, tacir olmayan kişilerin kendi aralarında yetki sözleşmesi yapma imkanı kalmış mıdır? HUMK döneminde imzalanan böyle bir sözleşmeye dayanılarak HMK döneminde açılan bir davada yetki itirazı nasıl değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #44383

6100 sayılı HMK'nın 17. maddesi uyarınca, yeni dönemde tacir olmayan kişilerin (örneğin iki esnafın veya iki normal vatandaşın) kendi aralarında yetki sözleşmesi yapma imkanı kalmamıştır. Yetki sözleşmesi yapma hakkı, sadece 'tacirler veya kamu tüzel kişileri' için tanınmıştır. Ancak, HUMK döneminde (01.10.2011 öncesi) imzalanmış ve o dönemdeki kanuna (HUMK m. 22) uygun olan bir yetki sözleşmesi, HMK döneminde açılan bir dava için geçerliliğini korur. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2015/427 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu sözleşme HMK m. 448 uyarınca 'tamamlanmış bir işlem'dir ve yeni kanun bu işlemi geçersiz kılamaz. Yetki itirazı değerlendirilirken mahkeme, sözleşmenin yapıldığı tarihteki kanuna göre geçerli olduğunu kabul etmelidir. Ancak, bu yetkinin niteliği de yine eski kanuna göre belirlenir. HUMK'a göre yapılan yetki sözleşmesi 'seçimlik yetki' oluşturduğundan, davacı davasını hem sözleşmedeki yerde hem de kanunen yetkili olan diğer yerlerde (örn. davalının ikametgahı) açabilir. Mahkeme, yetki itirazını bu ilkelere göre değerlendirmelidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/.../hmk-madde-448...)