Anayasa Mahkemesi'nin, Yargıtay ceza dairesi üyesinin YCGK incelemesine katılmasına ilişkin Yargıtay uygulamasını (henüz) anayasaya aykırı bulmamasının temelinde yatan ve Kemal Demir kararında ima edilen gerekçe nedir? Bu durum, İHAM içtihatları karşısında nasıl bir 'çelişki' veya 'koruma standardı farkı' yaratmaktadır?
Anayasa Mahkemesi'nin bu konudaki çekimser tavrının temelinde, Yargıtay'ın yapısını 'hiyerarşik bir temyiz mercii' olarak değil, kendi içinde daireler ve genel kurullardan oluşan bir 'içtihat mahkemesi' olarak görmesi yatmaktadır. Kemal Demir kararında, Danıştay Dairesi ile İDDK'nın her ikisinin de temyiz mercii olduğu ve aralarında klasik bir alt-üst mahkeme ilişkisi olmadığı belirtilmiştir. Bu mantık Yargıtay'a da uyarlanmaktadır. YCGK'nın, daire kararını 'temyizen' inceleyen bir üst mahkeme değil, içtihat birliğini sağlayan ve direnme kararlarını çözen özel bir kurul olduğu kabul edilmektedir. Bu yapısal yorum, AYM'nin neden durumu CMK m. 23'ün doğrudan ihlali olarak görmediğini açıklayabilir. Ancak bu durum, İHAM içtihatları karşısında net bir 'koruma standardı farkı' yaratmaktadır. İHAM, yapısal yorumlardan ziyade, 'objektif tarafsızlık görünümü'ne odaklanır. Bir hakimin, önceden kanaat bildirdiği bir kararın görüşüldüğü herhangi bir kurula katılması, İHAM'a göre yargılanan kişide haklı bir endişe yarattığı için adil yargılanma hakkının ihlalidir. Dolayısıyla, ulusal yargıdaki yapısal yorum, İHAM'ın getirdiği daha geniş ve birey odaklı koruma standardının gerisinde kalmaktadır. (Kaynak: sen.av.tr/.../temyiz-incelemesine-katilan-uye...)