HMK'nın 297. maddesinde düzenlenen 'hükmün kapsamı' ilkesi, birleşen davalar açısından ne anlama gelir? Mahkemenin, asıl dava ile karşı dava hakkında tek bir hüküm kurması bu ilkeye uygun mudur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #44350

Hayır, uygun değildir. HMK m. 297, hükmün, tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm talepleri, gerekçeleriyle birlikte, şüphe ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde kapsaması gerektiğini düzenler. Birleşen davalar (asıl dava, karşı dava, başka bir dosyanın birleşmesi vb.), HMK m. 166 uyarınca usul ekonomisi amacıyla birlikte görülseler de, her biri bağımsız birer dava olma niteliğini korur. Bu nedenle, mahkemenin yargılama sonunda, birleşen her bir dava hakkında (asıl dava, karşı dava vb.) ayrı ayrı, kendi talepleri ve savunmaları doğrultusunda karar vermesi gerekir. Hüküm fıkrasında, asıl davanın kabul veya reddedildiği, karşı davanın kabul veya reddedildiği, her bir dava için yargılama gideri ve vekalet ücretinin nasıl paylaştırıldığı açıkça ve ayrı ayrı gösterilmelidir. Tüm davaları tek bir potada eriterek genel bir kabul veya ret kararı verilmesi, HMK m. 297'ye aykırılık teşkil eder, infazda tereddüt yaratır ve bozma nedenidir. (Yargıtay 17. HD - 2017/8638 K., Yargıtay 9. HD - 2016/6170 K. referans alınarak)