HMK m. 190 uyarınca ispat yükünün belirlenmesinde 'kanuni karine'lerin rolü nedir? Adi kanuni karine ile kesin kanuni karine arasındaki temel farkı ve ispat açısından sonuçlarını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #44345

HMK m. 190/2'ye göre, kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıayı ispatla yükümlüdür; karinenin kendisini (yani kanunun o vakıadan çıkardığı sonucu) ispatlamak zorunda değildir. Bu durum, ispat yükünü önemli ölçüde hafifletir. Adi kanuni karine ile kesin kanuni karine arasındaki temel fark, aksinin ispat edilip edilemeyeceğidir. 1) Adi Kanuni Karine: Aksi ispat edilebilen karinedir. Karşı taraf, karinenin varsaydığı sonucun doğru olmadığını başka delillerle ispatlayarak karineyi çürütebilir. Örneğin, babalık karinesi (TMK m. 285) adi bir karinedir ve soybağının reddi davasıyla aksi ispatlanabilir. 2) Kesin Kanuni Karine: Aksi ispat edilemeyen karinedir. Karşı tarafın, karinenin varsaydığı sonucun aksini ispat etmesine kanun izin vermez. Örneğin, tapu sicilinin aleniyeti (TMK m. 1020) ilkesi gereği, sicildeki kaydı bilmediği iddiası dinlenmez; herkesin bildiği varsayılır. Bu, kesin bir karinedir. İspat açısından, adi karine ispat yükünü karşı tarafa devrederken, kesin karine karşı tarafın ispat hakkını tamamen ortadan kaldırır. (Kaynak: barandogan.av.tr/.../hmk-madde-191...)